Vakit muayyen olmadığından, her vakit baş kesebilen ecel, ya idam-ı ebedidir veyahut daha güzel bir âleme gitmeye terhis tezkeresidir. Hiçbir vakit kapanmıyan kabir; ya hiçlik ve zulûmat-ı ebediye kuyusunun kapısıdır veyahut daha daimi ve daha nurani bâki bir dünyanın kapısıdır.
Bir gün, Bediüzzaman, Meclisin Riyaset Divani salonunda, kalabalık bir mebus halkası içinde, Mustafa Kemal Paşa'nın sözlerine muhatab oluyor:
«<- Sizin gibi kahraman bir hoca bize lâzımdır! Sizi yüksek fikirlerinizden istifade etmek için buraya çağırdık. Geldiniz ve en evvel namaza dair telkinlerde bulundunuz, aramıza ihtilâflar soktunuz>>
Bediüzzaman gereken cevabı verdikten sonra iki parmağını ileriye uzatarak şu cevabı verir: Paşa, Paşa!.. İslâmiyette imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Namaz kılmayan haindir. Hainin ise hükmü merduttur.>>