Eskisi gibi televizyon da seyretmiyor artık. Tiryakisi olduğu dizilere dönüp bakmıyor. Ekran karşısında her zamanki yerinde oturuyor ama, ifadesi donmuş gözlerini dışarılarda bir yerlere dikiyor. Bakışlarını yoğunlaştırdığı yer, evin içindeki ya da bahçedeki herhangi bir nesne değil, kendi kafasının içinde yarattığı kocaman bir kördüğüm.
Varsın yakalasınlar, varsın öldürsünler beni,
umurumda değil, sen öyle istedikten sonra.
Şu ağartı sabahın gözü değil derim,
ayın alnından düşen soluk bir yansıma ancak;
başımızın üstündeki gökkubbeyi çınlatan
ezgiler de tarlakuşunun değildi.
Gitmekten çok, kalmak istiyorum ben.
Gel, ölüm, buyur! Juliet öyle istiyor.