Selda Ertaş Güneş

Selda Ertaş Güneş

, bir kitabı okumaya başladı
Uğur Koşar
8.3/10 · 3.094 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Seni kim mutsuz edebilir ? O Müheymindir, gözeten ve koruyandır. Sen hiç Ya Müheymin diyerek O'nu aşamadığın sıkıntılarda vekil tayin ettin mi ?
Sayfa 19 - Destek Yayınları·Kitabı okuyor
Fatiha
Fâtiha; insanı dünyada ve âhirette saadete ulaştıran ilâhî kurtuluş reçetesi, gönülleri aydınlatan hidâyet meşâlesidir. Fâtiha; vicdanlara nakşedilmiş güzellikleri gün yüzüne çıkaran öze dönüş çağrısı ve nihâyet, Allah ile kulu arasında ezelî kulluk antlaşmasıdır. Fâtiha kulun duası, Kur’ân ise Yaratıcı’nın kuluna verdiği cevaptır. Kul, kendisine doğru yolu göstermesi için Allah’a yalvarır; Allah da duaya cevap olarak tüm Kur’an’ı onun önüne koyar ve sanki şöyle der: “Buyur kulum, işte benden dilediğin hidayet!” Bu nedenle kişi Kur’ân’ı incelemeye, Allah’tan hidayet dileyerek başlamalıdır.
İmtihana tâbi tutulan kimsenin, Allah Teâlâ’nın koruma ve himayesi olmadığı takdirde sürçmesi, küçük hata, hatta günah işlemesi, her türlü belâ ve sıkıntıya mâruz kalması, endişe edilecek bir husûstur. Allah’ın koruması ise O’nun bir ihsan ve ikrâmı olup sadece kendisi tarafından lütfedilir, kimse buna yaratılıştan sahip değildir. Öyleyse günah işlemekle sınava tâbi tutulmak daima mümkündür. Şunu da söylemek gerekir ki sözü edilen makbul kullardan bazı hataların vuku bulması, diğer insanlar için günahtan uzak kalmayı temenni etmeleri, günahsız oluştan ümit kesmeleri ve bu konuda yardımını esirgememesi için daima Allah’a yönelmelerine büyük etkiler yapmaktadır. Değeri ne kadar büyük olursa olsun Allah’a itaatkâr olan hiçbir kimse yoktur ki nefsiyle baş başa bırakıldığında tehlike içinde bulunmamış olsun; zaten Allah, bazı konularda rızâsına ters seçimlerde bulunabileceğini bilmektedir. Şu kadar var ki kul Allah’a sığınıp niyazda bulunmayı şiar edinir. Bazı peygamberlerden (Allah’ın salât ve selâmı onların üzerine olsun) vuku bulan zellelerin anlamı da bundan ibarettir.
Cennet nimetinin sonsuzluğu 2..
Allah Teâlâ cenneti kusur ve eksikliklerden arınmış bir âlem olarak yaratmıştır, çünkü onu “dâru’l-kuds” (‮دار القدس‬), “dâru’s-selâm” (‮دار السلام‬) diye isimlendirmiştir. Cennet bir gün sona erecekse onda en büyük eksiklik bulunmuş olur, zira insan, eninde sonunda yokluğa mahkûm olacak bir hayatla mutlu olamaz. Cennetin sonu yokluktan ibaret bulunsaydı, içindekilerin hayatını karartan bir nimet durumuna düşerdi. Sonuç olarak cennet ülkesi bütün kusurlardan arınmış olduğuna göre -ki yok olmak kusurların en büyüğüdür- kendisiyle birlikte içindekilerinin de ebedî olmaları kaçınılmazdır.