Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Yani sonsuz olarak ikâmet edeceklerdir. Âyetin bu kısmı cennet ile cehennemin ve içindekilerinin fâni olduğunu ileri süren Cehmiyye’yi reddetmektedir. Onlara göre evvel, âhir ve bâkī olan Allah’tır, şayet cennet fâni değil de bâkī olursa yaratan ile yaratılmış arasında benzerlik meydana gelir. Lâkin bize göre bu bir vehimden ibarettir. Çünkü Allah Teâlâ zâtıyla evvel, zâtıyla âhir, zâtıyla bâkīdir, cennet ve oradaki her şey ise başkası sayesinde bâkīdir. Eğer burada teşbihin bulunması söz konusu olsaydı âlim, semî’ ve basîr sıfatlarında da teşbih bulunurdu, ayrıca var oldukları sürece, yaratıklarla Allah arasında bekā sıfatında benzerlik meydana gelirdi. Zikrettiğimiz husûslarda böyle bir şey olmadığına göre cennet ve cehennemin ebediyetinde de teşbih oluşmaz.