Z.Selen Salman

"Biraz şikâyet edecek olursam," diyordu yüreği, "bu yalnızca benim bir insan yüreği olmamdandır ve insanların yürekleri böyle olur. Ulaşmaya layık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar. Dirilmemek üzere sona ermiş aşklar, olağanüstü olabilecek, ama olamayan anlar, keşfedilmesi gereken, ama sonsuza dek kumların altında kalan hazineler daha aklınıza gelir gelmez bizler, yürekler hemen ölürüz. Çünkü böyle bir durumla karşılaşınca ölümcül acılar çekeriz."
Sayfa 155·Kitabı okudu
Reklam
"Yüreğim bir hain," dedi delikanlı Simyacı'ya, "Devam etmemi istemiyor." "Ne alá," diye yanıtladı Simyacı. "Bu da yüreğinin diri olduğunu gösteriyor. Şimdiye kadar elde etmeyi başardığın şeyleri bir düşle değiştokuş etmekten korkması kadar doğal ne var." "Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?" "Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene orada dır, göğsündedir, hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir."
Sayfa 154·Kitabı okudu
“Yüreğimizi neden dinlemeliyiz?” diye sordu. “Çünkü yüreğin neredeyse hazinen de oradadır.”
Sayfa 153·Kitabı okudu
Aşkın, bir erkeğin kendi Kişisel Menkıbesinin peşinden gitmesine engel olmadığını anlaman gerekiyor. Böyle bir şey söz konusu olduğu zaman bil ki Evren’in Dili’ni konuşan Aşk değildir bu, yani gerçek Aşk değildir.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Simyacı bir şişe açıp konuğunun bardağına kırmızı renkli bir sıvı koydu. Şaraptı ve ömrü boyunca hiç içmediği en güzel şaraplardan biri. Ama şarabı şeriat yasaklamıştı. “Kötülük,” dedi Simyacı, “insanın ağzından giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır.”
Sayfa 140·Kitabı okudu