Hele, dostum, sakın ne çok güvenin, ne bayağı olun, ne de çok hevesli. Üç tehlike! Aşırı güven saygıyı azaltır; bayağılık küçük görülmenize yol açar; işgüzarlık da bizi mükemmel yem haline getirir.
Yanlış anlaşılmış inceliğin açtığı en acı yaralardan biri söz verip de tutmamaktır. Biri sizden yapamayacağınız bir şey istedi mi, bunu açıkça söyleyin ki boş bir umuda kapılmasın. Sonra da yapabileceğiniz yardımı hemen yapın. Böylece, hem açık konuşmanın, hem de iyilikseverliğin tatlı yüzünü edinivermiş olursunuz; kişiliği pek güzelce ortaya çıkarıveren çifte bir dürüstlük. Bence insanlar yaptığınız bir iyilikten dolayı size minnettar kalırlar ama umutlarını kırdığınız için daha çok gücenirler.
Kusursuz incelik, hoş davranışlar yürekten, bir de kişideki büyük bir benlik duygusundan gelir. Bunun içindir ki, bunca eğitim görmüşlerken, birtakım soylu kişilerde kaba bir hal vardır; buna karşılık, kasabadan gelme birtakım kimselerde de yaradılıştan bir incelik görülür; beceriksiz bir taklitçiliğe kaçmadan, mükemmel davranışlar edinebilmek için biriki ders yeter onlara.
Ah, dostum! görünüşte pek önemsiz olan bu derslere büyük değer veririm ben. Kibarlar çevresine alışmanız sizin için elde etmiş olduğunuz geniş, çeşitli bilgiler kadar gerekli olabilir. Çoğu vakit bunlar öbürlerinin yerine geçer. Bilgisiz olmakla birlikte, doğuştan zeki olan, düşüncelerine bir biçim vermeye alışmış bulunan nice kişi onlardan çok daha lâyık kimselerin ulaşamadıkları yüksekliklere varmıştır.