Rahatını sağlamış olan köylü, öğretmekle yüklü olanı bile beslemeyen bilgiye karşı güvensizdi. Férou, bu kalın bilgisizlik çevresinde tek zeka, tek okumuş insan olarak bulunduğu halde, fakir kalmaktan her gün biraz daha umutsuzluğa düşüyordu. O okumuş bir insandı ama, köylü zengindi. Bu içtimai haksızlık onu ateşlendiriyor, ve ailesinin çektiği azabın verdiği şaşkınlıkla bu nefret verici nizamı şiddetle yıkmayı, ve bunun harabeleri üzerine, gerçek ve adaletin binasını kurmayı hayal ediyordu.