Z.Selen Salman

Rahatını sağlamış olan köylü, öğretmekle yüklü olanı bile beslemeyen bilgiye karşı güvensizdi. Férou, bu kalın bilgisizlik çevresinde tek zeka, tek okumuş insan olarak bulunduğu halde, fakir kalmaktan her gün biraz daha umutsuzluğa düşüyordu. O okumuş bir insandı ama, köylü zengindi. Bu içtimai haksızlık onu ateşlendiriyor, ve ailesinin çektiği azabın verdiği şaşkınlıkla bu nefret verici nizamı şiddetle yıkmayı, ve bunun harabeleri üzerine, gerçek ve adaletin binasını kurmayı hayal ediyordu.
Sayfa 188·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Suçsuzun sürgünde nefret verici bir işkence çektiğini, suçlunun da cezasız, muzaffer, çocukları zehirlemek işine devam ettiğini bilmek ve bunu, bencil çıkarları yüzünden kaba haksızlığı korumak için birleşmiş içtimai kuvvetlerin alçak ortaklığı karşısında, yüksek sesle bağıramamak, ispat edememek... Bu yüzden uyuyamıyor ve durmadan, adaleti yerine getirmesi için demir bir mızrak gibi dürten sırrını muhafaza ediyordu. Artık mevcudiyetinde ödevini düşünmediği bir ân yoktu. Başarıyı nasıl çabuklaştıracağını bilemediği için içi kan ağlıyor, umutsuzluğa düşüyordu.
Sayfa 161·Kitabı okudu
İyi bir öğrenci kuşağı ile dünyayı değiştirmeyi umuyordu. Bunların çocukları, çocuklarının çocukları, yüzyılların yanlışından kurtulup da adil oldukları zaman nihayet bir gün gerçeği anlamış olacaklardı.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Kanun bu değil miydi. Maddi sefaleti doğuran entelektüel sefalettir. Pislik ve haşereler katolikliğin muzaffer olduğu yerde yerleşmiştir. Onun geçtiği yerde toprağı kısırlaştıran, insanları gamlı bir tembelliğe ve aptallığa düşüren bir ölüm rüzgarı esmiştir. Çünkü o, hayatı inkar eder, yavaş ve emin bir zehir gibi modern milletleri öldürür.
Sayfa 155·Kitabı okudu
Burjuvazinin düşüşü misal gösterilerek bundan öğretim sorumlu tutuluyor, çığırından çıkmış insanlar yetiştirdiği, fenalık ve kötülük yarattığı için bilim suçlandırılıyordu. Evet muhakkak bir yalan ve haksızlık cemiyetinde, bilmek için bilim esası kuvvetini arttırdıkça harabeler de artacaktı. Bilimin adalet için çalışması gerekti; bu geleceğin kardeşlik ülkesinde sonuçlanması gereken hürriyet ve barışın insani bir ahlak prensibiydi.
Sayfa 145·Kitabı okudu