Gökyüzünden yaşam veren yağmurla güneş ışığı gelirdi. Gökyüzünü inceler ve zamanı hesaplayıp mevsimlere bölmeyi yıldızlardan öğrenirdik;yıldızlara kahramanlarımızın, yiyeceklerimizin ve yiyecek elde etmeye yarayan araç gereçlerimizin;dolașmalarımızın, göçlerimizin ve serüvenlerimizin;içgüdü ve arzularımızla yaptıklarımızın ve öfkelerimizin adlarını verirdik.
Ve ne yazık! Bütün alçak gönüllü isteklerimizi, yaptıklarımızı ya da yapmayı düșlediklerimizi yazdığımız göklerin değişmediğini sanırdık.
Söyleyecek hiçbir sözüm yoktu. İletecek hiçbir yargım yoktu. Olayların benim algımın ötesinde gerçekleşmekte olduklarını ve gerçekleşmeleri gerektiğini biliyordum.