Bazı insanlar kendilerini kabul ettirmek, sevdirmek için çok çaba gösterir;bazılarındaysa hiç böyle bir niyet yoktur, olduğu gibi yaşar ve sen yavaş yavaş ondaki kaliteyi keşfettiğin zaman hayranlığın artar.
Sevdanın temelinde belki de bu vardı:seçilmiş olmak, ayrıştırılmıș olmak. Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması, senin benimsenmen, senin tercih edilmen ve bir sırrın ortağı olmak... İşte bu, sevdanın ilk adımı değil miydi?
Gökyüzünden yaşam veren yağmurla güneş ışığı gelirdi. Gökyüzünü inceler ve zamanı hesaplayıp mevsimlere bölmeyi yıldızlardan öğrenirdik;yıldızlara kahramanlarımızın, yiyeceklerimizin ve yiyecek elde etmeye yarayan araç gereçlerimizin;dolașmalarımızın, göçlerimizin ve serüvenlerimizin;içgüdü ve arzularımızla yaptıklarımızın ve öfkelerimizin adlarını verirdik.
Ve ne yazık! Bütün alçak gönüllü isteklerimizi, yaptıklarımızı ya da yapmayı düșlediklerimizi yazdığımız göklerin değişmediğini sanırdık.