Her insanın derininde kendinden az çok gizlediği, icinde çocukluk dramının aksesuarlarının bulunduğu bir arka odası vardır . Kimseyi sokmadigi bu gizli odasına mutlaka girecek olanlar yalniz kendi çocuklarıdır.
Gerçekler öldürmez. Insanları genellikle öldüren bilinçli olarak yaşanınca gerçeği ortaya çıkarabilen duyguların bilinçten itilmesi, yok sayılıp bastırılmasıdır.
Bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacagimi biliyorum. Birisini sevmeye kalkışmak önemli bir işe girişmek gibidir bilirsin. Enerji, cömertlik, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Artik bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum.
Yeryüzünde serüven duygusu kadar bağlı olduğum başka bir sey yok belki. Ama bu duygu istediği zaman geliyor sonra hemen kaçıp gidiyor. Gittiği zaman nasıl bomboş kalıyorum! Yoksa hayatımı yok yere harcadığımi anlatmak için mi bana bu kisa ve alaycı ziyaretlerde bulunuyor.