Siyah Takım Elbiseli Adam; bir hayatta kalma mücadelesinin, uğursuz bir karşılaşmanın ve bir kâbusun öyküsü…
Son günlerini yaşayan yaşlı bir adamın anısıdır. Kardeşi Dan’ı arı sokması sonucu kaybeden Gray bu kayıp sonrası zor günler yaşamaktadır. Sürekli kabuslar görmeye başlayan Gray balık tutmaya gittiği bir gün burada siyah takım elbiseli bir kişi ile karşılaşır, bu kişi şeytandan başkası değildir. Hikaye işte tam olarak burada başlamaktadır.
Stephen King’in diğer eserlerindeki gibi eşsiz yeteneğini konuşturduğu bu eseri 1996 O. Henry Ödülüne layık görülmüştür.
Çok keskin fikirlerin okura sunulduğu ve tartışmalı yargıların yoğun olduğu bir eser. Yazar çok kitap okumanın bireye zarar vereceğinden bazı kitapların gereksiz popüler olmasına kadar birçok konuyu işlemiş. Yazara hak verdiğimiz noktalar olduğu kadar hak vermediğimiz bir çok noktanın da olduğu bir kitap olmuş.
“ Üzerinde düşünülmemiş bir hayat yaşanmaya değmez. “
Kitabın temelinde filozof Marcus Aurelius’un “ Hepimizinki günü birlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hemde onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiç bir yerde olacaksın “ sözleri yer alıyor.
Günübirlik Hayatlar Yalom’ un psikoterapi seanslarındaki 10 öyküden oluşuyor.
Küçük yaşta babasını şimdi ise dostunu kaybeden Charles, geçirdiği hastalık sonucu kariyeri biten Natasha, kardeşinin ölümüyle ölümün farkına varan radyolog Alvin, huzur evine yerleşmiş başarılı bir CEO olan Rick, kanser hastası Astrid, hemşire Sally, psikolog Helena gibi bir çok hastasının öykülerinden derlermiş.
Ölümü bedenlerimizde taşıdığımız yaşamımızda bunu bilerek nasıl yaşamamız gerektiğini öğreniyoruz Yalom’ dan. Psikoloji alanına ilgisi olan herkesin okuması gereken güzel ve yararlı bir eser.