Hümanist dinlerse insanlığı daha doğru bir ifade ile Homo sapiens'i kutsallaştırır. Hümanizm Homo sapiens'in kendine özgü kutsal bir doğası olduğuna ve bu yüzden tüm diğer hayvanlardan ve varlıklardan temelde farklı olduğuna yönelik bir inançtır.
..Tüm hümanistler insanlığı kutsallaştırır, ancak insanlığın tanımında uzlaşamazlar. Tıpkı Hristiyanların ve Müslümanların Tanrı'nın kesinkes tanımı üzerinde anlaşamayarak mezheplere bölünmesi gibi hümanizm de "insanlık"ın ne olduğu konusundaki tanım farklılığı yüzünden 3 rakip mezhebe bölünmüştür. Günümüzün en önemli hümanist mezhebi "insanlık"ın en temel özelliğinin bireysellik olduğunu, bu yüzden de birey özgürlüğünün kutsal olduğuna inanan Liberal Hümanizmdir.
Diğer bir mezhep Sosyalist Hümanizmdir. Sosyalistler "insanlığın" bireyselden ziyade kolektif olduğuna inanırlar. Her bir bireyin iç sesinin değil, Homo sapiens türünün tamamının kutsallığına inanırlar. Liberal hümanizm bireysel özgürlüğü hedeflerken, sosyalist hümanizm tüm insanlar arasında eşitliği hedefler.
Budistler gibi komünistler de insanın eylemlerini yönlendirmesi gereken, doğal ve engellenemez yasalara dayanan bir insanüstü düzene inanıyorlardı. Budistler bu yasaların Gautama tarafından keşfedildiğine inanırken, komünistler Marx, Engels ve Lenin'in saptadığına inanıyorlardı. Benzerlikler bu kadarla da kalmıyor. Diğer dinler gibi komünizmin de kendi kutsal metinleri ve kitapları vardır. Örneğin Marx'ın yazdığı Das Kapital. Komünizmin 1 Mayıs İşçi Bayramı ve Ekim Devrimi'nin yıldönümü gibi kutlamaları ve bayramları vardır. Marksist diyalektik uzmanı ilahiyatçıları ve her Sovyet ordusunun komiser adı verilen, askerlerin ve subayların bağlılığını denetleyen görevlileri vardır. Komünizmin de şehitleri, kutsal savaşları, ayrıca Troçkizm gibi sapkın akımları vardı; Sovyet Komünizmi fanatik ve tebliğci bir dindi, inançlı bir komünist Müslüman veya Budist olamazdı, gerekirse hayatı pahasına Marx ve Lenin'in öğretisini yayması beklenirdi.
Modern çağ liberalizm, komünizm, kapitalizm, milliyetçilik ve Nazizim gibi yeni birtakım doğa dinlerinin yükselişine tanık olmuştur. Bu inançlar kendilerine din değil, ideoloji adını verirler ama bu sadece anlambilimi ilgilendiren bir çabadır. Din, insanüstü bir düzene olan inanca dayanan bir insani değerler ve normlar sistemiyse, Sovyet Komünizmi İslam'dan daha az din değildir.
Arzular acı çekmeye sebep olur, acı çekmekten tamamen kurtulmanın tek yolu da arzu duymaktan tamamen kurtulmaktır. Bunu yapmanın tek yolu da gerçekliği olduğu gibi yaşaması için zihni eğitmektir.
Eğer zihin keyifli ya da can sıkıcı bir şeyler yaşadığında bu olayları oldukları gibi kabul ederse, o zaman acı doğurmaz. Eğer üzüntüyü, üzüntüden kurtulmayı dileyerek yaşamazsanız gene üzüntü hissetmeye devam edersiniz, ama bundan acı çekmezsiniz, hatta üzüntüde bile bir zenginlik bulabilirsiniz. Eğer mutluluğu, mutluluğun uzayıp yoğunlaşabileceği ihtimalini düşünmeden yaşamayı başarabilirseniz, akıl sağlığınızı kaybetmeden bu mutluluğu hissedebilirsiniz.
Zihin bütün bu duyguları olduğu gibi kabul etmesini ve başka bir şey istememesini nasıl sağlarsınız? Mutsuzluğu mutsuzluk, neşeyi neşe, acıyı acı olarak görmesini nasıl başarırsınız? Gautama, zihnin deneyimleri olduğu gibi yaşamasını sağlayacak meditasyon teknikleri geliştirdi. Bu teknikler, zihnin "şu anda ne yaşıyor olabilirim? yerine "şu anda ne yaşıyorum?" sorusuna odaklanmasını sağlar.
Gautama, bu meditasyon tekniklerinin bir takım etik kurallara da bağlayarak insanların gerçekte var olan deneyimlere odaklanmalarını kolaylaştırıp çeşitli isteklere ve fantezilere dalıp gitmemelerinin sağladı. Takipçilerine öldürmeyi, gelişigüzel seksi ve hırsızlığı yasakladı; çünkü bu eylerler ister istemez daha fazla şey arzulamanın fitilini ateşler (daha fazla güç, bedensel haz veya zenginlik). Bu arzular tamamen dizginlendiğindeyse yerini Nirvana olarak bilinen (kelimenin tam anlamı "ateşi söndürmek") büyük bir doyum ve huzura bırakır. Nirvana'ya ulaşanlar tüm acılardan arınır, gerçeği olabilecek en yüksek netlikte, fantezilerden ve hayallerden arınmış olarak deneyimlerler. Elbette yine tatsız ve acı dolu deneyimler yaşarlar ancak bunlar ıstıraba yol açmaz. SÜREKLİ ARZULAMAYAN, ACI ÇEKMEZ.