Richard E. NisbettDüşüncenin Coğrafyası Nasıl ki insanlar birbirlerinden farklı düşünür ve hareket ederse toplumların da birbirinden farklı düşündüğünü ve hareket ettiğini artık hepimiz kabul ederiz. Bununla birlikte insanların ve toplumların benzer düşünce ve hareket kalıplarına sahip olduğunu da gözlemler ya da iddia ederiz. Her iki fikri savunan hayli kalabalık kesimler var.
Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki kitapta mercek altına alınan Batılılar daha çok Amerikalılar ve Avrupalılar; Doğulular ise Çinliler, Japonlar, Koreliler gibi Uzak Doğulular. “Doğulu” bahsi (geçtiğinde kendimizi de içine almamıza rağmen bilhassa Türkler doğrudan inceleme konusu olmamış. Ancak kitaptaki düşünce kalıplarından bizim coğrafyamız ve insanımıza ait veriler bulmak da mümkün.
Yazar, elimizdeki eserinde dünyayı genel düşünce bakımından ikiye ayırıp bu soruların gerçekliği ve kökenlerini incelemiş. Doğular ve Batılıların çok çarpıcı ve çoğu zaman birbirine zıt psiko-sosyal düşünce ve davranış kalıpları olduğunu ifade eden yazar; Doğu Asyalıların (Doğuluların) benliğe büyük bir parçanın bütünü olarak baktıklarını buna rağmen Batılıların benliği bölünmez, özgür eylem sahibi olarak gördüklerini; Doğuluların başarıyı ait oldukları gruba faydası olduğu için değerli bulduklarını, Batılıların ise şahsi liyakat nişanı olarak değer verdiklerini; Doğuluların öteki insanların duygularını çok daha iyi anlayıp uyumu önemserken, Batılıların kendilerini anlamayı önemseyip çoğu zaman adalet uğruna uyumu kurban ettiklerini dile ifade ediyor.
Yine yazar, Doğuluların hiyerarşi ve grup denetimini tercih ederken, Batılıların eşitliği ve şahsi eylem alanını tercih ettiklerini; Doğuluların çekişme ve tartışmadan uzak durmaya çalışırken, Batılıların siyasetten hukuka her alanda tartışma kültürünü benimsediklerini belirtiyor.
Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler
Kitabın adı günlük siyasette sıkça kullanılan “Üst akıl” tabirine atıf olması sebebiyle, günlük siyasetle alâkalı gibi görünse de esasında Türkiye’nin meselelerine köklü çözümler öneren derinlemesine bir araştırma ve inceleme kitabı. Bu bakımdan kitabı bitirdiğinizde günlük siyasetin zeka seviyesinin düşüklüğü, bayağılığı ve çirkinliğinin sebepleri de berraklaşıyor.
İskender Öksüz, Türkiye’de elit, bilime dayalı milliyetçilik fikri yürüten yaşayan, gerçek bir Türk aydını olan son birkaç kişiden birisi. Bu eseri de aynı alandaki diğer çalışmalardan farklı kılan yönlerden bir tanesi bilime dayalı olması. Bu yönüyle kitap boyunca bir hayli bilgiye ve istatistiğe ulaşmak mümkün. Ancak bilgi somut, yanlışlanabilir ve eskiyebilir olduğu için kitabın bu özelliğinden ziyade açıcı olması, bakış açısı kazandırması onu daha değerli kılıyor. Zira İskender Öksüz sadece balık tutup vermiyor, aynı zamanda balık tutmayı da öğretiyor.
Eserin içeriği gayet sistemli. Ana başlıkları; memleketimin hâli insan sermayesi, sosyal sermaye, kurumlar, düşük IQ: sebepler ve sonuçlar, somutlar ve soyutlar, IQ düşükse basitleştiririm: komplo teorileri ve sonundaki ekler.
Her bölüme serpiştirilmiş çeşitli istatistiklerle Türklerin halihazırdaki durumu ile dünyanın belli başlı milletlerinin durumu istatistiklerle karşılaştırılıyor. İnsanımızın kalitesizliği (insan sermayesi), toplumumuzun vasıfsızlığı ve birbirinden kopukluğu (sosyal sermaye), zekâ seviyemiz (ya da belli birtakım toplumlara nispetle toplumumuzun maalesef geri zekâlılığı) ve bunların sebep oldukları köklü meselelerimiz irdelenip, bilimin gözüyle bakıldığı için çözümler de buna uygun olarak sunuluyor.
Örneğin, ülkelerin güven indeksleri sunulup bu istatistik ile kalkınmışlıkları karşılaştırılıyor. Tabii yazar için bu da