Giriş Yap
ve bir kitap okudu
198 syf.
·
Puan vermedi
Reklam
·
Reklamlar hakkında
198 syf.
·
Puan vermedi
Doğulular ile Batılılar nasıl - ve neden - birbirinden farklı düşünürler?
Richard E. Nisbett
Düşüncenin Coğrafyası
Nasıl ki insanlar birbirlerinden farklı düşünür ve hareket ederse toplumların da birbirinden farklı düşündüğünü ve hareket ettiğini artık hepimiz kabul ederiz. Bununla birlikte insanların ve toplumların benzer düşünce ve hareket kalıplarına sahip olduğunu da gözlemler ya da iddia ederiz. Her iki fikri savunan hayli kalabalık kesimler var. Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki kitapta mercek altına alınan Batılılar daha çok Amerikalılar ve Avrupalılar; Doğulular ise Çinliler, Japonlar, Koreliler gibi Uzak Doğulular. “Doğulu” bahsi (geçtiğinde kendimizi de içine almamıza rağmen bilhassa Türkler doğrudan inceleme konusu olmamış. Ancak kitaptaki düşünce kalıplarından bizim coğrafyamız ve insanımıza ait veriler bulmak da mümkün. Yazar, elimizdeki eserinde dünyayı genel düşünce bakımından ikiye ayırıp bu soruların gerçekliği ve kökenlerini incelemiş. Doğular ve Batılıların çok çarpıcı ve çoğu zaman birbirine zıt psiko-sosyal düşünce ve davranış kalıpları olduğunu ifade eden yazar; Doğu Asyalıların (Doğuluların) benliğe büyük bir parçanın bütünü olarak baktıklarını buna rağmen Batılıların benliği bölünmez, özgür eylem sahibi olarak gördüklerini; Doğuluların başarıyı ait oldukları gruba faydası olduğu için değerli bulduklarını, Batılıların ise şahsi liyakat nişanı olarak değer verdiklerini; Doğuluların öteki insanların duygularını çok daha iyi anlayıp uyumu önemserken, Batılıların kendilerini anlamayı önemseyip çoğu zaman adalet uğruna uyumu kurban ettiklerini dile ifade ediyor. Yine yazar, Doğuluların hiyerarşi ve grup denetimini tercih ederken, Batılıların eşitliği ve şahsi eylem alanını tercih ettiklerini; Doğuluların çekişme ve tartışmadan uzak durmaya çalışırken, Batılıların siyasetten hukuka her alanda tartışma kültürünü benimsediklerini belirtiyor. Elbette ki bu düşünce ve davranış kalıpları bu büyük coğrafyalarda yaşayan her insanın taşıdığı özellikler değil. Aynı toplumdaki bazı insanlar daha bireyci olurken bazılarının daha toplumcu olması bir gerçek. Zaten kitabın tezi de bunun üzerine kurulu, toplumların genel düşünce ve davranış kalıplarının ne kadar farklılaşabildiğini gösteriyor. Ayrıca kitaba göre Batıdan Doğuya gittikçe bireycilikten toplumculuğa, hiyerarşiden eşitliğe doğru bir kayma da yaşandığını gösteriyor. Örneğin yukarıda sadece birkaç tanesini dile getirdiğimiz yazarın kitap boyunca bahsettiği birbirinden farklı yüzlerce düşünce ve davranış kalıplarının ölçümünde Batı Avrupa toplumları Amerikalılar ile Uzak Doğulular arasında değerlere sahip. Bu da düşüncenin birbirinden nasıl etkilendiğini göstermesi açısından gayet önemli. Kitap her ne kadar bizi doğrudan incelemese de düşünce dünyamıza, çağdaşlaşma çabamıza ışık tutacak çok ciddi tespitler içeriyor. Örnek olması bakımından; bebeklikten itibaren bağımsız yetişen Batılılar ile aynı çağdan itibaren bağımlı yetişen Doğulular (kitabın konusu Doğulular: Asyalılar) arasında Batılılar gibi bireyselleşmemiş ama başarılı şekilde çağdaşlaşmış milletler, toplumlar da var. Yine kitapta Batılı ile Doğulu felsefesi arasındaki büyük uçurum da incelenmiş. Batı’nın felsefesi çok daha soyut ve teorik. Buna karşılık Doğu’nun felsefesi daha pratik ve somut. Sanki mesele, sorun çözme kabiliyetimizi tekrar kazanabilmek, her bakımdan Batılı olmak değil. Zira Doğu’nun ve Batı’nın incelenen ve atıf yapılan birçok farklılığı birbirini tamamlayıcı biçimde. Bu bakımdan terk ettiğimiz her davranış değersiz ve değiştirilmesi gerekli denemez. Yazarın verdiği birkaç örnekle izah etmek gerekirse; mantık kapsamında Batıya has “ya o doğru ya bu doğru” yaklaşımının pek çok Batılı düşünür tarafından eleştirilmesi ve Doğu’ya has “hem o doğru hem bu doğru” düşüncesinin bir kısım meselelerin çözümünde çok kolaylık sağlaması, Asyalıların belirli sahne ya da bağlamlarda daha fazla ayrıntı görebilmesi, sorunların çözümünde diyalektik ve orta yolcu yaklaşımları. Bütün bir eser boyunca incelenen ve birbirinden inanılmaz derecede farklı olduğu gözler önüne serilen eserin sonunda iki önerme ve bir temenni bulunuyor. Kitabın atıf yaptığı araştırmalara göre Batılılarda Doğulu düşünce tarzı ve toplum yapısına öykünme, örnek alma eğilimi olmakla birlikte orta vadede Doğu’nun Batı düşünce ve davranış kalıpları bakımından yutulma ihtimali var. Her iki büyük topluluğun medeniyetler çatışması ile birbirinden daha fazla uzaklaşmasına dair de pek çok veri bulunuyor. Ancak yazarın ve bizim de paylaştığımız temennisi şöyle; her iki büyük topluluğun birbirine doğru hareket etmesine bağlı olarak bir yerde buluşacakları kesin, temennimiz Doğu ve Batı’nın toplum ve biliş özelliklerini iyi yönde dönüşüme uğratıp daha iyi bir dünyaya katkıda bulunmaları. millidusunce.com/dogulular-ve-batili...
İskender Öksüz
Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler
Kitabın adı günlük siyasette sıkça kullanılan “Üst akıl” tabirine atıf olması sebebiyle, günlük siyasetle alâkalı gibi görünse de esasında Türkiye’nin meselelerine köklü çözümler öneren derinlemesine bir araştırma ve inceleme kitabı. Bu bakımdan kitabı bitirdiğinizde günlük siyasetin zeka seviyesinin düşüklüğü, bayağılığı ve çirkinliğinin sebepleri de berraklaşıyor. İskender Öksüz, Türkiye’de elit, bilime dayalı milliyetçilik fikri yürüten yaşayan, gerçek bir Türk aydını olan son birkaç kişiden birisi. Bu eseri de aynı alandaki diğer çalışmalardan farklı kılan yönlerden bir tanesi bilime dayalı olması. Bu yönüyle kitap boyunca bir hayli bilgiye ve istatistiğe ulaşmak mümkün. Ancak bilgi somut, yanlışlanabilir ve eskiyebilir olduğu için kitabın bu özelliğinden ziyade açıcı olması, bakış açısı kazandırması onu daha değerli kılıyor. Zira İskender Öksüz sadece balık tutup vermiyor, aynı zamanda balık tutmayı da öğretiyor. Eserin içeriği gayet sistemli. Ana başlıkları; memleketimin hâli insan sermayesi, sosyal sermaye, kurumlar, düşük IQ: sebepler ve sonuçlar, somutlar ve soyutlar, IQ düşükse basitleştiririm: komplo teorileri ve sonundaki ekler. Her bölüme serpiştirilmiş çeşitli istatistiklerle Türklerin halihazırdaki durumu ile dünyanın belli başlı milletlerinin durumu istatistiklerle karşılaştırılıyor. İnsanımızın kalitesizliği (insan sermayesi), toplumumuzun vasıfsızlığı ve birbirinden kopukluğu (sosyal sermaye), zekâ seviyemiz (ya da belli birtakım toplumlara nispetle toplumumuzun maalesef geri zekâlılığı) ve bunların sebep oldukları köklü meselelerimiz irdelenip, bilimin gözüyle bakıldığı için çözümler de buna uygun olarak sunuluyor. Örneğin, ülkelerin güven indeksleri sunulup bu istatistik ile kalkınmışlıkları karşılaştırılıyor. Tabii yazar için bu da kâfi gelmemiş ki aynı toplumda yaşayan insanların karşılıklı güven ilişkisi ile kalkınmışlıkları arasındaki bağı araştıran çalışmalar okuyucuya sunuluyor. Kitaptan bir örnekle; “…Diktatörlüklerde her derneğin, mesela izci derneklerinin bile, başında mutlaka bir “parti komiseri” veya benzeri bir kişi bulunur. Bu kişi ya aynı zamanda derneğin veya sivil toplum kuruluşunun da başkanıdır veya başkanın yanında yer alır ama herkes asıl gücün onda olduğunu bilir. Bunların asıl işlevi yatay bağları kırıp düşey bağları güçlendirmektir. O yüzden dernek, STK veya partide aralarında dostluk bulunan insanlara şüphe ile yaklaşılır. Aslolan yukarıya sadakattir; birbirine sevgi değil. Tersine yatay sevgiler lidere sadakat açısından tehdittir. Çünkü yatay bağlılıkları bulunan kurumların sosyal sermayesi, dolayısıyla gücü artar. Güçlü dernekler, sivil toplum kuruluşları, parti teşkilatları dikey örgütlenmelerce sevilmez. Parti gücünü teşkilatından değil, liderinden almalıdır; lider teşkilatı bir hamlede değiştirebilmelidir ama teşkilat lidere dokunamamalıdır…” Tespitler mensup olduğunuz parti, sendika, dernek vs ile ilgili bir şeyleri çağrıştırdı mı? Kitap bu ve benzeri somut meseleler ile bu meselelerimizin çözümüne yönelik tavsiyelerle dolu. İskender Öksüz’ün bu eseri de diğerleri gibi her yönüyle ciddi bir araştırma ve emeğin ürünü olup üzerinde ciddi fikir teatisi yapılması gerektiren çalışma. millidusunce.com/alt-akil-aptallar-v...
Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler
8.8/10 · 77 okunma
Bilim ve Mutlak Hakikat
Belki de insan yaşamak için yeryüzünde bulunuyor; bilmek için değil.
1 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
58
580 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.11