Yeniliğin büyüsü de yavaş yavaş bir giysi gibi sıyrılmaya başladığından, aşkın ebedi tekdüzeliğini ortaya çıkarıyordu: Nitekim aşkın biçimi de dili de hep aynıdır.
*Rodolphe o kadar görmüş geçirmiş bir adam olduğu halde , sözlerin benzerliği altında duyguların benzemezliğini ayırt edemiyordu.*
"Yok yok! Tutkulara niçin atip tutmalı? Yeryüzünde tek güzel şey tutku değil midir? Yiğitligin,şevk ve coşkunun, şiirin, musikinin, güzel sanatların yani tek kelimeyle her seyin kaynağı o değil midir?"
Genç kadın "Evet, ama insanın toplumun düşüncelerine uyması, onun ahlak kurallarına az çok boyun eğmesi gerekir, dedi. Rodolphe cevap verdi: "Ha, bakın: İki türlü ahlak vardır. Birisi küçüktür, beyliktir durmadan değişir, bar bar bağırır, tıpkı şu gördüğünüz aptallar topluluğu gibi yerlerde sürünür, kımıldar durur. Ama ötekisi, yani sonsuz ahlak, tıpkı bizi çevreleyen şu manzara, bizi aydınlatan şu gök gibi, bunun dışında, üstündedir."
Rodolphe tekrar etti:
"Günün birinde insan birdenbire, umudunu bile kesmişken rastlayıveriyor ona. O zaman ufuktaki bulutlar sıyrılıverir, İşte!' diye bağıran bir ses duyar gibi olursunuz. Bu insana siz hayatınızın sırlarını anlatmak, her şeyinizi vermek, her şeyinizi onun uğrunda feda etmek ihtiyacını duyarsınız! Birbirinizle uzun boylu konuşmazsınız bile, ikiniz de karşılıklı ne diyeceginizi anlıyorsunuzdur çünkű." Rodolphe bunları söylerken bir yandan da genç kadına bakıyordu. "Nihayet oradadır o, 0
o kadar aradığınız hazine orada, karşınızdadır; parıldar, kıvlcumlar saçar. Ama siz yine de kuşku duyarsınız, buna inanmaya cesaret bulamazsınız kendinizde; sanki karanlıklardan ışığa çıkmış gibi, gözleriniz kamaşır."