Uzun zamandır kitapçılarda, internette büyük bir istikrarla karşıma çıkıp beni kendini okumaya mecbur bırakan kitap... Okumadan önce kitaba ya da yazarına dair hiçbir fikrim yoktu maalesef. Yazarın "Sen On Yedi Yaşımsın" kitabını da klasik kitap-kahve fotolarında sık görünce vardır herhalde bir kerameti diyerek yazara bir şans tanımalı dedim. Kitabın henüz üç-dört sayfasını okumuşken hata yaptığımı anladım ancak geri dönemedim.
Başladığı kitabı asla yarım bırakamayan bir insanım. Her ne kadar bana hitap etmiyor olsa da (harcanan emek ve zevk alan diğer kişileri düşünerek kötü demek istemiyorum hiçbir kitap için) içinde bulabileceğim kısacık ama etkileyici tek bir cümle ya da verilmek istenen mesaj için dahi olsa okumaya değer diye düşünüyorum. Üzülerek söylüyorum ki kendi adıma bu kitapta harcadığım zamana değdi diyebileceğim hiçbir şey bulamadım ben. Ortaokul, lise öğrencilerinin kompozisyonlarını okuyormuş gibi hissettim desem çok da haksızlık etmiş olmam sanırım.
Yazar kitabın pek çok yerinde kendini tekrar etmiş. Cümlelerin çoğu kamyon arkası yazılarını hatırlattı bana. Yazar gençliğinin -henüz 24 yaşında- verdiği heyecanla, yaşadığı hayal kırıklıklarıyla bir kitap ortaya koymaya çalışmış fakat henüz duyguları olgunlaşmadan, yaşadıklarını bir süzgeçten geçirmeden, aklına ilk geldiği haliyle yazmış hissi uyandırdı bende. Bugün on beş yirmi yaşlarındaki iki arkadaşın sohbetine kulak misafiri olsak ortaya çıkan cümleler kitaptakinden pek de farklı olmaz. Kitap konu olarak şu eksende dönüp duruyor: "Sevdik, sevilmedik; güvendik, ihanete uğradık, yarıda yolda bırakıldık. Yarı yolda bırakanları Allah'a havale ettik. :) " Konu basit olsa da bazı kitaplar sadece dili kullanım gücüyle yakalar insanı. En basit fikri bile etkileyici bir şekle büründürme gücü yazarların