Şaşkına dönmüşsünüzdür, bir izlenim bir diğerini siler götürür, arzular üst üste yığılır, zaman akıp gider; insan bir gün bütün ömrünü orada geçirmek, ertesi gün çekip gitmek ister.
Ey biçare, şimdi bu ilahî manzarayı anlatmaya dilin dönüyorsa, anlat bakalım kıt kanaat kelimelerinle! İstanbul'u anlatmaya kim cüret edebilir? Chateaubriand, Lamartine, Gautier mi... Onlar sadece kekelemişler.
İstanbul konusunda şüpheye yer yoktur; en güven duymayan yolcu bile, orada hayal kırıklığına uğramayacağından emindir. Söz konusu edilen, geçmişin cazibesi ve bildik hayranlık değildir. Bu, önünde hem şairlerin ve arkeologların, hem büyükelçilerin ve tüccarların, hem prenseslerin ve denizcilerin, hem de kuzeyin ve güneyin evlatlarının hayretle doldukları evrensel ve yüce bir güzelliktir. Bütün yeryüzüne göre burası en güzel yerdir.
…artık ne kapalıdır, ne anlamca kesindir, ne de bir otoritenin güvencesi altındadır. Dünya sonsuzsa ve bütün varlıklar sürekli olarak değişen bir sempatiler ve benzerlikler ağı temelinde birbiriyle ilişkiliyse, dünya simge ormanının sorgulanması sonsuzcasına açık olacaktir. Ve ne kadar açık ise, o kadar zor, ele avuca sığmaz, gizemli ve azınlığa ait olacaktır.