Ölümün ne olduğunu bilmiyordu ama içgüdüsel olarak haberdardı. Ölüm bilinmeyen yabancı gücün kendisiydi. Başına gelebilecek en kötü şeydi. Felaketlerin en büyüğü ve hakkında hiçbir şey bilmediği, fakat o güdüyle korkulması gereken bir olguydu.
Her yer öyle cansız, hareketsiz ve soğuktu ki, sanki ruhu acıdan yoksun gibiydi. Sanki tüm acılardan çok daha korkunç, soğuk bir kahkaha atıyordu. Sfenks gülümseyişi gibi; buz gibi soğuk, yanılmazlığın kibri gibi donuk bir kahkaha. Sanki sonsuzluğun her şeye hâkim bilgeliğiymişçesine yaşama çabasının gayretiyle alay ediyor, kahkahalarla gülüyordu.