-Bazı Yörelerde Kız Çocuklarının Çörek Otu Kadar Kıymeti Yoktur-
Evet her kız çocuğu gibi
benim de
Bir babam vardı.
Çocukluğum boyunca
onun gözlerinde kendime ait bir yer aradım.
Bir pencere,
bir ışık,
bir küçücük sıcaklık…
Bulamadım.
Bir türlü gözüne giremedim.
.
Evet bir babam vardı.
Lâkin çok soğuk bir rüzgardı.
Sadece nüfus cüzdanımda adı,
evimizin her yanında gölgesi vardı.
Babamın paltosu askıda bir dağ gibi dururdu.
Ama o dağın arkasında hiç güneş açmazdı, hep bulutluydu.
Çatık kaşlarında asılı duran o ağır kilit,
Bütün çocukluk neşemi odalara kilitlerdi.
Bir evin içinde bulunup da
kız çocuğunun hayatına hiç dokunmayan,
Aynı evde yaşayıp da
hiçbir şeyi paylaşmayan iki yabancıydık sanki birbirimize.
Aynı çatı altında, ayrı dünyalarda,
Bir yabancıyı ağırlar gibiydik her akşam.
.
ben bu dünyaya
büyük cümleler kurmaya gelmedim.
bir yanlışlığın
altına atılmış imza olarak geldim.
çocukluğum,
yanlış adrese bırakılmış
bir mektup gibiydi.
.
ne zaman mutlu olmaya kalksam,
bir yerlerden
eski bir acı çıkıp geldi
eteklerime yapıştı.
ölmeyi çok düşündüm…
ama ölüm de
fazla ciddi bir iş gibi duruyordu.
.
ben o kadar ciddi biri değildim.
sonra
susmayı düşündüm…
ama susmak da
fazla bilgece bir duruş gibi geliyordu.
.
ben o kadar akıllı biri değildim.
bir ara
insanlığı anlamaya kalktım.
bir kuyunun içine eğilip
Bazı oğlan çocukları vardır,
oyuncaklarını kırdıkları için değil,
hayat onları erken kırdığı için büyürler.
Daha bıyıkları terlemeden, sesleri kalınlaşmadan,
omuzlarına yaşlarından büyük mevsimler yüklenir.
.
Hayatı ve dünyayı,
rüzgârlar kasırgalar yiyerek öğrenir.
Dört duvarın soğuk kuytusunda üşüyen küçük eller,
ihtiyacı olan o en sıcak güneşi ancak kendi ceplerinde bulur.
.
Zemheri ayında hırkasız kalan o omuzlar,
gün gelir, koca bir gökyüzünü taşır.
(Çünkü yeryüzünün sarayları dardır onlara.)
Ben de onlardan biriydim.
.
Bir gün anladım ki
yeryüzü herkese aynı anahtarı vermiyor.
Bazıları kapıları açıyor,
bazılarıysa
Kaf Dağının arkasına kaçıyor.
.
İnsanlardan umudu kesince,
başımı göğe kaldırdım.
Çünkü yeryüzü bana yer açmadığında,
gökyüzü hiç değilse beni kovmuyordu.
Dinliyordu.
Samanyolu,