Batı Rönesans'ı, İslâmi tefekkür tarzından aldığı her türlü bilgiyi ve yöntemi profanlaştırmıştır. Yani onun kutsal içeriğini boşaltmış, bu bilgi ve yöntemi boş kalıplar halinde benimseyerek içeriğini dünyevî ve cismanî bir anlayışla doldurmuştur. Bu bilgi ve tecrübe birikimini onu Allah'a götüren, insanoğluna bu yolda hizmet veren bir amaçla kullanmamıştır.
Hiç şüphe yok ki dünya hayatının ziynetlerini gören kimsenin bunlara karşı rağbeti ve dünya olan ihtirası artar. Hâlbuki bütün hataların başı da Dünya sevgisidir...
"Bilinmelidir ki ilmin şeref ve rütbesi ne derece büyükse aynı oranda tehlike ve âfeti de büyüktür. Çünkü her şeyin tehlikesi, derecesine göredir: Terzinin tehlikesi, iğnenin parmak ucuna batmasındadır. Sultanın tehlikesi de memleketinin ve ruhunun yıkılıp yok olmasındadır."
Ben yirmi altı yaşta sevdâ eyledim,
Mansûr gibi cemâl için kavga eyledim,
Pîrsiz yürüyüp dert ve sıkıntı peydâ eyledim,
O nedenle Hakk’a sığınıp geldim ben işte.
(Hoca Ahmed Yesevi)