Milli İktisat, ilk yıllarda ekonomide devletle özel kesimi birbirine bağlı tutan kavramdır. İktisat politikasında esas anlayış "milli" özel girişimciliği desteklemektir. "Milli"lik, "özel"likten önce geliyor. Bu, yeni rejimin güvence noktasıdır. özel girişimi destekleyen bir politikanın benimsenmesi, dış dünyanın çeşitli kuşkularını da törpülemektedir. "Milli" olan özel girişim için ise, milli iktisat her şeyden önce ekonomiden daha büyük pay almak demektir. Sermaye kazançlarının milli olmayan unsurlardan milli unsurlara aktarılmasıdır. bunun sürekli kılınması ve "milli müteşebbis"ın yoktan var edilmesidir.
1931'de İktisat Vekili Mustafa Şeref Bey anlatıyor: "Cumhuriyet Türkiye'si evvela devleti millileştirdi, milli bir devlet vücuda getirdi. Bu, gayri Türk olan anasırın (unsurların) memleketten ayrılmasını icap ettirdi (gerektirdi). Öteden beri onların elinde toplanmış olan menkul kıymet stoku da onlarla beraber gitmiş oldu."
Ne var ki, ekonomik buhranın başlaması ve dernleşmesi ile birlikte bütçe bir makasın içinde kalır. Devlet gelirleri azalmaya başlar ve dış ticaretin daralması gümrük vergilerinin katkısını sınırlı tutar. Dünya buhranı mal fiyatlarını düşürür. Dış ticarette ve her alanda vergi hasılatı yetersiz kalır. 1931'de tablo pek iç açıcı değildir.