Ayrıldılar... Ve bir daha birbirlerini görmediler.
Fakat ikisi de küçük derenin kenarındaki söğüdü ve orada geçirdikleri güzel ilkbahar ve yazı unutmadılar.
Ve ikisi de, böyle bir yaz geçirmemiş olan diğer kırlangıçlara tepeden baktılar. .. (Çünkü azlıkta kalanlar çok olanlara
nedense tepeden bakarlar.)
Yalnız her ikisinin de Içinde gizliden gizliye büyüyen bir
korku vardı: Bir gün gelip ayrılmak korkusu.
Hiçbirisi bu korkusunu ötekine söylemeye cesaret edemiyordu. Kim bilir belki öbürünün yanlış anlayacağından
çekiniyordu. (Çünkü Içten duyulan şeyler hep yanlış anlaşılır)