Gösteriş ve övünüş, gönül zevki olmayan, yahût gönlündeki zevki kendine yetmeyenlere yakışır. Hakikât ise kendini ilan etmekten, tanıtmaya çalışmaktan müstağnîdir.
Öyle zamanlar olur ki sükût sözden daha kudretli, daha fasih konuşur. Fakat gene öyle zamanlar olur ki söz, kaynayan ve taşan bir çömleğin içine dökülen bir bardak soğuk su gibi, iç takazâlarına muvakkat bir sükûnet getirir.
Müşkül bir iş imiş aşkı nihân eylemek olmaz,
Müşkül bu ki, her sırrı beyân eylemek olmaz.
Ağzım ne ararsın beni mestâne mi sandın?
Ser vermek olur, sırrı ayân eylemek olmaz.