Etraflarını çevreleyen dehşeti birkaç saatliğine de olsa unutup huzur bulabilmek için dinlenmeye çekilen insanların aydınlatılmış pencerelerini, yıllar yılı din adamlığı kisvesi altında yapılan sahtekarlığa, soyguna ve har vurup harman savurmaya karşı halkta oluşan ve artık özyıkım boyutlarına varan nefretten dolayı artık hiç dua edilmeyen kiliselerin kulelerini, kapılarına yazıldığı gibi ebedi uykuya tahsis edilmiş mezarlıkları, dört bir yanı sarmış zindanları, altmışar altmışar ölüme götürülmenin sıradan ve gündelik bir hal aldığı, bu yüzden de, giyotinin önünde artık tek bir insanın bile acıklı hikayeler anlatmadığı sokakları vakur bir merakla izledi; gece, öfkesine kısa bir mola vermeye hazırlanan şehirdeki tüm yaşamı ve ölümü vakur bir merakla izledi.
Giyotin bıçağının hüküm sürdüğü şehirde gecenin bir vakti tek başına dolaşırken, o gün ölüme giden altmış üç kişinin ve hapishanede ertesi gün, ondan sonraki gün ve daha sonraki günlerde ulaşacakları kaçınılmaz sonlarını bekleyen kurbanların acısı çökmüştü yüreğine.