Kasiyer...
Epey ödüllü ve sevilen bu kitap, arkadaşımdan gelen güzel bir hediye idi. Severek okudum, bir iki oturuşta siz kendine çekip son sayfaya getirmeden bırakmaz.
Gündelik hayatta karşılaşılabilecek olay akışı ve psikolojik irdelemeleri anlatıyor. Kasiyerlik yapan genç bir kadının senelerdir çalıştığı markete ve hatta market çalışanı kalmaya bağımlılık oluşturması gibi bir ruh hali var.
Olay akışı gündelik, incelemeler ise derin. Genel olarak toplum baskısı üzerinde durulmuş. Kitabı okuyanların da;insanların evlemeye, düzgün bir işe , çocuk sahibi olmaya zorlanması anlatılıyor şeklinde yorumları var. Evet var ama başka bir konu daha var.
Ya kasiyer, duygusal zekası düşük psikolojik sorunlu biriyse? Satır aralarında çok ince ayrıntılarda bunu gördüm. Mesela kardeşinin bebeğine karşı ayrı bir duygusal bağı yok, aile bireylerine sevgi bağı yok gibi bir şey, haksızlıklara karşı öfkesi yok, ne tepki vereceğini bilemediği için iş hayatında (markette) duygusal tepkileri diğer iş arkadaşlarından kopyalama yöntemini seçiyor ki bu yöntem 2-3 yaşlarında öğrenilip sonrasında kendi bireyselliğimize göre şekillenen bir şey. O öğrenememiş. Bu da sadece toplum baskısından bunaldığını değil, duygusal zekasında, sosyal zekasında, çocuk anılarına bakarsak etki tepki dengeleri kurmakta bir eksikliği olduğunu gösteriyor. Bu sebeple başka sorunları olan bir kadına, sadece toplumdan dışlanıyor diye dramatik bir bakış sergilemeyi reddediyorum; çünkü sorunları var.
Bekar, çocuksuz, öğrencilerin çalıştığı işte senelerce çalışıp 30'lu yaşlara geldi diye zorbalanması elbette hoş değil, ancak bunu yönetmekte zorlanması başka psikolojik sorunlarını da gösteriyor. Bu sebeple bir iki farklı kararlar alıp yeni denemeler yapıyor.
Kitabı çok sevdim, evet insanların başkasına zarar vermediği