“Sana karşı öfke besleyene kızma, onun hakkında negatif düşüncelerle kendi karmanı yaratma. Unutma, insan insanın aynasıdır. Kim sende ne görüyorsa, aslında kendi yüzleşemediği gölgesini sana yansıtıyordur. Bunu bilmek, olayları kişisel algılamamayı ve karşı tarafın kendi iç savaşını net görmeyi sağlar.”
“Çoğu kişi kendi ışığını kalabalıkların içinde kısmaya çalışıyor ve bunu yaptıklarında kabul göreceklerini düşünüyor. Ama size söyleyeyim bu kesinlikle yanlış!”
Kendine olan güvenini dış onaya bağlarsan, her yorum, her hakkındaki düşünce ve seni değiştirmek isteyenlerin enerjisine kapılıp gidersin. Başkaları mutlu olsun ve içinde bulunduğun toplulukta sıkıntı olma diye kendini olduğun hâlinle ortaya koymuyorsan hiçbir zaman kendi maksimumuna göre değil, başkalarının sana biçtiği kalıplara göre yaşarsın. Hangi alanlarda dişli olup kendini net ifade etmen gerektiğini bilmen gerekiyor. Senin özgüvenin herkese uymayabilir, rahatsız olan kendi yoluna bakar. Eğer sürekli birilerini memnun etmek için ve aşırı görülmemek için kendi olduğun benliğini bastırıyorsan, her zaman seninle ilgili kararları başkaları verir.
Yargılamayı bırakın. Merkezlenme yolunda atacağınız adımlar içinde, bence en büyük özgürlük tam da burada başlıyor. Kancayı çıkarıyorsunuz; çünkü karma yaratmayı sona erdiriyorsunuz. Bu sayede hayat size daha fazla alan açıyor. Kendi iyiliğiniz için, insanların yakasından düşün derim. Elbette, başkaları hakkında konuşmaktan ve yargılamaktan tamamen vazgeçmek kolay değil; ama ne kadarını bırakabilirseniz, ne kadar ölçüsünü düşürebilirseniz, o kadar huzur ve özgürlük yanınıza kalır.
Bastırılan duygular psikolojik olarak kaybolmaz; sadece farklı davranışlara, tepkilere ve bedensel belirtilere dönüşür.
Bu yüzden ‘bir şey yok’ demek çözüm değildir —ertelemedir.