Nefis, en güzel yaratılış (ahsen-i takvim) üzerine var edilen insanı en düşük ve sefil yerlere (esfel-i sâfilin) götürebileceği gibi, işlenerek o yaratılışa yeni güzellikler de katabilecek en paha biçilmez parça (nefs-i mutmainne) haline de dönüşebiliyor.
Asırlar boyunca tartışılması ve maalesef kesin bir tanıma kavuşturulamamasıdır ki bugünün insanına hâlâ "İnsan nedir veya kimdir?" sorusunu sordurmaktadır.
Siz siz olun, kalp huzuru istiyorsanız hakikati zedelemeyin. Çünkü hakikat bizde var olan öteki kalbin adıdır ve her kalp bir hakikati taşımak için yaratılmıştır.
Kalp, hakikatin hâkimiyetini yürüttüğü sırça bir saraydır ki kırıldığında hakikat hasar görüp yere düşer. Hakikatin yeniden hâkimiyeti için sırça sarayın yeniden inşası gerekir. Oysa bütün sırçalar gibi o da kırıldığında bazı parçalarını kaybeder ve eski mükemmel şeklinde dönüşemez. Elbette yeni parçacıklar ekleyerek tamir mümkündür, lâkin artık eski sağlamlığından, güzelliğinden, mükemmelliğinden eser kalmamıştır; belki daha kaba, daha basittir. İşte bu yüzdendir ki hakikati zedelemek kalbi huzursuz eden şeylerin başında gelir; biz farkında olmasak da...