Ömürler geçti, sen yoksun, gel ey bir tânecik Ma’bûd,
Gel ey bir tânecik gâib, gel ey bir tânecik mevcûd!
Ya sıyrılsın şu vahdet-gâhı vahşet-zâr eden hicran,
Ya bir nefhanla serpilsin bu hâsir kalbe itmînan.
Hayır, îmanla, itmînanla dinmez ruhumun ye’si:
Ne âfâk isterim sensiz, ne enfüs, tamtakır hepsi
Senin Mecnûn’unum, bir sensin ancak taptığım...
ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,
islam'ı uyandırmak için haykıracaktım.
gür hisli, gür imanlı beyinler coşar ancak,
ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım!
haykır! 'kime, lakin? hani sahibleri yurdun?
ellerdi yatanlar, sağa baktım, sola baktım;
feryatımı artık boğarak, naş'ımı tuttum
bin parça edip şi'rime gömdüm de bıraktım.
seller gibi vadiyi eninim saracakken
hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım.
yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz;
inler 'Safahat'ımdaki hüsran bile sessiz!