Bu tertemiz ve saf özlemin içimde var olduğunu, gizlendiğini tamamen unutmuştum. Hatsumi işte, tüm bu zaman süresince içimde uyuyagelmiş olan bu "parçayı" uyandırmıştı. Bunu anlayınca öylesine üzüldüm ki, neredeyse ağlayacaktım. Hatsumi gerçekten de çok özel bir kadındı. Birinin onu kurtarmak için bişeyler yapması gerekirdi.
Ben de kırılabilirim. Herkes kadar bende yorulabilirim. Bende kendimi kötü hisettiğimde ağlamak isterim. Biraz kendilerini benim yerime koymayı denesinler bir sürü doktorun birbirin kafasının içini açmalarını izlesinler bakalım, hem de hiç kurtuluş umudu yokken.
Sandığından çok daha kusurlu bir insan olduğumu hani? Hastalığım senin sandığından çok daha kötü; kökleri çok daha derinde. Bunun için eğer yapabileceksen beni aşmanı istiyorum. Beni bekleme...
Bedenim ipi aşağı çekmeye çalışırken, zihnim hemen aşağı koşmamı söylüyordu. Ama kuşkusuz bir çocuğun gücü yetmez bu işi yapmaya. Her halde gerçklikten tamamen kopmuş olmalıyım. Beş altı dakika, mutlak boşlukta, içimde bir şey ölmüş gibi. Orada, soğukta ve karanlıkta, öylece kaldım ablamla, ta ki annem, ne yaptığımı sormak için gelinceye kadar.
Naoko'nun yeni güzelliği bana, eskisi kadar ve belki daha fazla çekici gelse de, bu sürede yitirdiklerine üzülmekten de kendimi alıkoyamıyordum. Kendi kanatlarıyla uçmanın arifesindeki yeniyetmelere özgü, başına buyruk o parıltı, artık asla olmayacaktı.