Naoko'ya acıyordum. Aslında aradığı, benim kolum değil, başka birinin koluydu. Aradığı benim sıcaklığım değil, başka birinin sıcaklığıydı. Neredeyse, kendim olmaktan suçluluk duymaya başlamıştım.
Bilmiyorum, bazen yüreğimde sert bir kabuk olduğunu düşünüyorum. Hiçbir şey o kabuğun içine giremiyor sanki. Bşrini gerçekten sevebileceğimden şüphe duyuyorum.
Kuşkusuz bunu Naoko da biliyordu. Onun bende kalan anısının er ya da geç silineceğini. İşte tam da bu yüzden. Onu unutmamam için yalvarmış ve onun var olduğunu hep hatırlamamı istemişti. Bunu düşündükçe, içimi dayanılması zor bir keder kaplıyordu. Çünkü o, Naoko beni hiçbir zaman sevmedi.
Biraz bırak kendini gerisi gelecek! Bunu bana söylemendeki amaç ne? Eğer şu an kendimi bırakacak olursam paramparça olurum. Ben hep böyle yaşadım ve başka türlüsünü bilmiyorum. Eğer kendimi koyuverirsem, bir daha eskisi gibi olamam. Un ufak olurum ve sonunda buharlaşırım. Niçin anlamıyorsun ki? Ve bunu anlayamadıktan sonra, hep benimle ilgileneceğini nasıl söyleyebiliyorsun?