“Kitaba karşı hemen hemen karşı konulmaz bir tutkum var; hiç durmadan okumak, öğrenmek, kendimi yetiştirmek peynir ekmek kadar kesin bir gereksinim benim için.”
Orhan Kemal'in 'ağlayarak yazdım' dediği o roman. Orhan Kemal'in 1960'ta yazdığı El Kızı, bir aile trajedisini anlatıyor. Yıllarca görmezden gelinen gerçekleri, kadına şiddeti, gelin-kaynana çatışmasını ayrıntılarıyla dile getiriyor. Yoksulluk, çaresizlik ve özellikle kadının toplumdaki kırılgan konumu üzerinden ilerliyor. “El kızı” kavramı, toplumda sahipsiz, korunmasız ya da değersiz görülen kadınları simgeler. Okurken kaynana Hacer’e sinir olacak, bazı yerlerde sayfaları yırtmak isteyeceksiniz. Hikayede, Kayınvalidesi Hacer tarafından sürekli aşağılanan, zorbalanan, ezilen, şiddete maruz kalan Nazan'ın aile, toplum baskısı ve ekonomik sıkıntılar arasında sıkışmış bir hayatını okuyoruz . Roman, dönemin Türkiye’sinde erkeğin egemen olduğu ve kadınların yaşadığı gerçek sorunlara ayna tutuyor. Orhan Kemal, kadının toplumda nasıl “eşya gibi” görüldüğünü çok sert ama gerçekçi bir şekilde anlatmış. Kitabın son bölümüne kadar içimde hep bir umut vardı böyle bitmemesi adına fakat öyle olmadı.. Kitapta kötüler hak ettiğini buldu ama Nazan için böyle son beklemedim açıkçası. Dramatik yeşilçam tadında oldukça sürükleyici bir kitap hemen okunup bitiyor. Ders niteliğinde bir kitap sadece okuyup bitirmek değil sindirmek ve üzerinde düşünmek gerekiyor. Keyifli okumalar.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,1bin okunma