Aslında her ikimiz de, birbirine tutunmuş, kendilerini birlikte bir bütün olabileceklerine ve birbirlerini tamamlayabilecekleri düşüncesine inandırmış iki güçsüz kişiydik.
Fiziksel ölüm, her gün içimizde gerçekleşen milyonlarca ölümün sadece maddeye dönüşen görüntüsüdür; acıya düşkün ve istirap çekmeyi seven bir insanlıktan ödünç alınmış bir inancın kristalleşmesidir.
Mine Söğüt bu romanıyla sokakta yürürken kimsenin fark etmediği, öylece yanından geçip gittiği insanların hayatlarını konu almiş. Kendi bacaklarinı kesmiş Efsun abla, geçmişini unutmuş Adnan abi, uyuşturucu alabilmek için hayat kadınlıiğı yapan Hülya, çöpten bulunan bebek Matruşka ve siradan aileye sahipken onları terk edip sokakta yaşamaya başlayan Musa'nın hayat mücadelesini konu alıyor. Öylesine dışlanmışlar ki Tanrı'yı bile sahiplenmiyorlar. Çünkü Tanri onlarındeğil 'başkalarının Tanrısı'.