Bazen de içini yumru gibi sıkan o korkunç şüpheyle ürperiyordu. Ya gerçekten yok olmuşlarsa? Toprak onları öğüttüğünde ruh denilen şey duman gibi dağılıp gitmişse? Yoksa tüm inançlar ve dinler, öğretiler ve mabetler, tapınaklar ve kitaplar, ölümü alt etmek için değil de sadece anlamak için uydurulan bir masaldan ibaret olabilir miydi? Bunca insan boşuna mı inanıyordu? Ölen birinin ardından dökülen gözyaşlarına aldırış etmeyen, kalbindeki acıya kayıtsız kalan bir dünyada rastgele yaşamanın boşluğuna dayanabilmek için miydi tüm bu hayal? Gerçeğin acımasızlığına tahammül edebilmek için mi inanırdı insan? Görünmeyenin bir gücü ve anlamı olduğuna yaslanmadan ayakta kalabilmek nasıl mümkün olabilirdi? Ah, işte benliğinin derinlerinden görüntüye dönüşen rüyalar o yüzden mi anlamsız ve yetersizdi? Bu insafsız hakikat tarafından ezilmek için mi doğmuştu? İnsan buna nasıl isyan etmezdi?Kalplere sevgiyi veren bu dünya, aralıklarla onu nasıl kökleyip atardı? Hangi acımasız Tanrının yüreği buna yetmişti? Bir kerelik yaşamın tadını zehre çevirmekten zevk duyan başkaları mı vardı?
Giden birinin ardından geride kalanların yalnızlığı paylaşılmıyordu. Kimin payına ne düştüğünün hesabını kimse yapamazdı ama yalnız kalmanın acısını herkes bilirdi.
Gitmek ve sadece gitmek ne kadar da zalimce bir eylemdi. İnsanların giderek yıktıklarını kalanlar nasıl toparlardı? Yıkıntıların mezara benzeyen harap görüntüsüne nasıl dayanılırdı? Giden, bıraktığı boşlukla kalpleri nasıl daralttığını nereden bilecekti? O boşluğu dolduracak hiçbir şey yoktu.
En yakınındakileri tanımamak, hatta onların neler yaşayıp hissettiğini bilememek, aile olmanın köreltici alışkanlığının sonucuydu. Yakınlık ne yazık ki çoğu zaman yanında yabancılığı getiriyordu. Neden insan hiç tanımadıklarına içini rahatlıkla dökebilirken ailesinden birine kendini açamazdı?
Doğmadan önceki sözlerini hatırlamıyordu. Doğanların önceki hayatlarını unutması için melekler onun da dudağının üst kısmına parmaklarıyla dokunmuşlardı çünkü. O minik parmak izini yeryüzünde taşımayan yoktur. Meleklerin unutturma mührüdür bu.