Sefa

Kimlikle taçlanmış her türlü benlik, aslında tutunduğu bedende yaşayan bir işgalciydi. İnsan, kendi hapishanesini kendi yapan ve sonra da bundan kaçmaya çalışan tuhaf bir yaratıktı. Hayvanlardan farkı da buydu işte. Onlar insanlar tarafından hapsedilmediği sürece her zaman özgürdü. Benlik hapishanesinin duvarları ışığı ve gerçeği dışarıda bırakıyor, içeri sızdırmıyordu.
Sayfa 37 - Çınar Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
...yeryüzündeki hiçbir mahkemenin insanı sorgulayacak derinlikteki adaleti sağlayamayacağını söylerdi. Her insan kendi içinde haklı ya da haksız olduğunu zaten bilirdi. Olgunluk ise onunla yüzleşebilmekti. Yüzleşilse de adil ve insaflı bir kararın çıkması o kadar da kolay olmazdı. Çoğunluk kendini beraat ettirirdi. İçlerindeki suçlayan ve suçlanan kişiyi birbirinden ayıramazdı. Kendi dışındaki olay ve kişilere bakmak daha kolaydı elbette. Mükemmel olmadığını kabul edebilmek öyle herkesin altından kalkabileceği bir şey değildi. Ancak, bir kısım insan ise suç olarak gördüğü eylemlerinin ağırlığı altında kendini haksız cezalara çarptırırdı. Bu tür insanlar için kusursuzluk en büyük kusurdu.
Sayfa 19 - Çınar Yayınları·Kitabı okudu
Bazen sırt dönmek, terk etmek, geri dönüşün emin yollarından biri olabilirdi. Aile, erken uçan kuşların korkusunu her zaman içinde taşıyacak olan bir kader örgüsünün yuvasıydı. Gidenler ve kalanlar bunu değiştiremezdi.
Sayfa 12 - Çınar Yayınları·Kitabı okudu
Kainatı meydana getiren duadır. O, süsü olmayan sadelik içinde dile gelir ve Tanrı da onu işitir. Her şey bir ve bütünken Tanrı bu yakarışa sırtını dönmez. Onun sonsuzluğunun içinde mutlulukla uyuyanlar, başlarına nelerin geleceğinden habersiz, olacakların fırtınasına doğru atılırlar. Her şeyi başlatıp da Tanrıyı insafsız olmaya yönelten kimdir? Doğmuş ve doğacak olanlar unutkanlıklarının huzurlu kollarında yatmaktayken, yayılan ve genişleyen sonsuzluğun içine fırlatılmak için nasıl bir kötülük yapmış olabilirler? Bilinmeyenin bilinir olma macerasındaki bu isteksiz yolcuların duaları neden kabul olmaz? İlk dua melodisini duyan kulakların yaratılacağı güne kadar bu yolculuk bitmeyecektir. Hepsine kalp ve akıl bahşeden Tanrının tarlasında sürülecekleri güne dek beklemekten başka çareleri olmaz onların.
Sayfa 8 - Çınar Yayınları·Kitabı okudu
Geçmiş geçmişte kalmaz, nereye giderse gitsin kişiyi gölge gibi takip ederdi. Hayaletleriyle yaşardı insan. Ancak bunu anlaması için çok erkendi. Önünde açılan temiz bir sayfa hayaliyle kendini yeniden doğmuş sayamazdı. Keşke öyle olsaydı.
Sayfa 8 - Çınar Yayınları·Kitabı okudu
Reklam