Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin
Hep böyle içinde bir uzak ışık mı yanar
Bakışlarında beni dindiren bir şey var
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin
Bir yelkenliyim senin limanında
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum
En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında
Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin
Gündüzüm, aydınlığım, ipekböceğim benim
Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim
Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin
Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini
O sakin, o yalansız, o kuytu gözlerini
Sen bilmezsin, paslı bir hançerdir yalnızlık
Gelir, en can alacak yerimden vurur
Sen bilmezsin, gecenin en uzak bir saatinde
Bir böcek nasıl girer beynime, kımıldar durur
Sen bilmezsin, çaresizlik nasıl boğar insanı
Yaşamak bir yerde nasıl çekilmez olur
Tutunacak bir dal aramaktan, koşmaktan, özlemekten
El yorulur, ayak yorulur, yürek yorulur
Sen bilmezsin bu türlüsünü ölümün
Bilemezsin, bir tek kibritin cılız aleviyle
Benzine bulanmış bir insan nasıl tutuşur
Bu belki sevmektir bir yerde, belki unutamamak
Bu, kişinin kendi içinde eriyip, yok olmasıdır
Bilmesen de; anlamaya çalış biraz, ne olur