Dört yanımızı çemberler sarmış
Kanunlar, düzenler, toplum yasaları
İçimizde en pazarlıklı merhamet
Gözlerimizde ihtirasların en bayağısı
Ezmek, ezmek ve yükselmek
Omuzlarında ezilenlerin
Dönmek hep aynı dairenin üstünde
Eskimiş bir plak gibi
Ve ansızın
Bir gün bir yerde ölmek
Bir sabah uyanmak gibi
Hep aynı ses, aynı şarkı
Aynı sağır gökyüzü
Dilsiz bir deniz
Kör bir düzen
Yalancı yüzler, aptalca bakışlar
O iki yüzlü selamlar
Hep aynı tempoyla geçen mânâsız bir gün
Hep o değişmeyen puslu ikindi üstleri
Ve hep aynı yorgun, zoraki akşamlar
İnsanoğlunun var olma macerası gerçekten de zorluydu. Yaşamın girdapları insanları bir yerlere fırlattığında ya da yutup sonra da tükürüp attığında herkesin ihtiyacı olan tek şey aslında böyle bir rüyasız uykuydu. Her şeyi olduğu gibi bırakıp, var olmaya bir süreliğine ara vermek, hiç yaşamıyor ve yaşamayacak gibi olmak aslında iyileştirici bir güçtü.
Ne bir anlayışlı el, ne bir dost bakış
Biraz ümit, biraz hayal, sonra aldanış
En güvendiğimiz tepelere kar yağmış
Deniz o deniz değil, dağlar o dağlar değil