Şemsülkamer

Şemsülkamer
@Semsul_kamer
Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna...
Lokantaya gelen her müşterinin önüne,aynı yemeği koymayız sanırım.
Lokantaya gelen her müşterinin önüne,aynı yemeği koymayız sanırım. Evet, lokantaya gelen her müşteri insandir, ama zevkleri ve tercihleri çok farklıdır. Kimi yemek çeşitlerine, kimi lokantanın temizliğine, kimi konforuna, kimi ise ilgiye odaklanır. Başarılı ve müşteri çeken lokantakar bütün bu hassasiyetlere önem veren lokantalardır. Masaya gelip oturan müşterinin önüne kendi hoşumuza giden yemeği değil, onun hoşuna giden yiyecekleri koyarız. Bunun için de karşısına geçer: "Buyurun efendim, nasıl yardımcı olabilirim, ne istemiştiniz?" diye sorarız. Bazen buna gerek bırakmayan müşteri, menü listesine bakarak da hemen tercihini yapabilir. Eşinizin zihinsel, duygusal, fiziksel menüsünde ne var bir bakın derim. Menüdeki yazılar çok karışık, okumakta zorlanıyorum diyorsanız, "Buyurun efendim, ne istemiştiniz?" diye sormaktan çekinmeyin...
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Aile - Evlilik
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Farkı fark etme konusunda eşinize fark atmalısınız.
odaklanmamız gereken şey, kuru ve anlamsız bir üstünlük davası değil; biri diğerini doğru anlama yarışı olmalıdır. Zira farklısınız. O farkı fark etmelisiniz. Farkı fark etme konusunda eşinize fark atmalısınız. - Erkek sonuca dikkatini yoğunlaştırırken, kadın sürece. - Erkek karnını doyurmaya hedeflerken, kadın sofranın düzenine ve süsüne. Dolayısı ile bir eş karşı tarafın ihtiyacını fark etmez veya dikkate almaz, sadece kendi ihtiyacınıza odaklanırsa, bu bencilce bir yaklaşım olur ve ilişkiyi zedeler.
Sayfa 86·Kitabı okuyor
Aile - Evlilik
muhtaç olduğunuz bir şeye karşı üstünlük dava edemezsiniz
İKİ EŞ; BİRİ KADIN, DİĞERİ ERKEK. İkisi de eştir, eşittir insan ve insanlık ortak paydasında. Ancak fizyonomileri gibi duyguları, beklentileri farklıdır. Onları bir araya getiren, birini diğerine muhtaç ve mecbur kılan da bu farklılıktır haddizatında. Evet, biri diğerinden üstün değildir, farklılıktan dolayı biri diğerine mecburdur, muhtaçtır. Siz muhtaç olduğunuz bir şeye karşı üstünlük dava edemezsiniz. Hukuk ile yaratılışı karıştırıyoruz zaman zaman. Hukuk açısından kadın erkek, amir, memur, fark etmez, herkes eşittir. Ama fitrat noktasında biri erkek diğeri kadındır. Burada ilk akla gelmesi gereken şey üstünlük değil, farklılıktır. Farklılık ise zenginliktir ve artı bir değerdir. Eğer kadın ve erkek farklı olmasa idi, evliliklerin ömrü beş günü geçmezdi. Benim gibi biri ile benim ne işim olabilir. Evlilikleri ayakta tutan en önemli unsur farklılıktır.
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Aile - Evlilik
Aile ortamını ısıtmak
Yanan ateşe odun atmazsanız söner zamanla Entropi Yasası gereğince. Ateş sönerken etraf da soğumaya başlar yavaş yavaş. Ortamın soğukluğu kişilerin içine doğru siner adım adım ve yüzlerde tebessüm, ümit, heyecan, coşku yok olur kendiliğinden. Atılması gereken küçük bir adımdır. Bir odun, sadece bir odun atmaktır, sönmek üzere olan ateşe Tebessüm eden bir yüz, ağızdan çıkan tatlı bir söz, samimi bakan bir çift gözdür beklenen... Bazen bir tebessüm, sevgi içerikli bir mesaj, tek bir gül çiçeği veya samimi olarak söylenmiş "Eline sağlık.", "İyi ki varsın!", "Seninle çok mutluyum, iyi ki seninle evlenmişim!", "Seninle olmak bana çok iyi geliyor!", "Kendimi yanında çok iyi hissediyorum!", "Çok iyi bir insansın." gibi tek bir cümle, bir odundan daha fazla kalpleri ısıtır, yeniden heyecanlandırır ve yaşam enerjisi olur eşler ve çocuklar için. Çok mu zor bunları söylemek, tebessüm etmek?
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Aile - Evlilik
Işığın bittiği yere karanlık hakim olur.
Işığın bittiği yere karanlık hakim olur. Bakımı yapılmayan tarla dikenler tarafından işgal edilir. Böyle bir aile ortamı ise, kavganın, sürtüşmenin, tartışmanın kaçınılmaz olduğu bir zemin haline gelir, en sıradan sözler karşı tarafa diken olur batar. Bu kavgaların asıl nedenlerine inmez, zemini ve ortamı iyileştirmek yerine kavgaların görünen nedenlerine odaklanır ve üzerine giderseniz, olay daha da büyür ve içinden çıkılmaz hale gelir. Zira bu kavgalar karanlık olan zemini daha da karartır, dikenleri daha da arttırır ve doğruyu bulmak, anlaşmak daha bir zorlaşır. Dikenlerin tarlayı kaplaması için hiçbir emek ve gayrete gerek yoktur. Entropi Yasası gereğince kendi hâline bırakın, olduğu gibi kalsın, ekstra bir çaba göstermeyin yeterlidir. Aynen öyle de kendi hâline bırakılan, monotonlaşan, emek verilmeyen, katkı sağlanmayan aile ilişkileri, zamanla diken gibi sözlerin, bakışların ve insanın içini karartan fikirlerin, düşüncelerin ortama hâkim olmasını netice verir. Böyle bir aile ortamında yaşayan fertler huzursuz, mutsuz, gergin, tepkisel ve tahammülsüz olurlar. Zira o evde ilişkileri yukarı çıkaracak ve geliştirecek enerji kalmamıştır. Sevginin, ilginin, duyarlılığın, samimiyet ve cıvıldaşmanın olmadığı ortamlarda, saygı ve güven zamanla azalır, gerilim ve çatışma ortamı oluşur. Eşiniz sebepsiz yere parlıyorsa, çocuklar agresif ise, baba eve gelirken ayakları ona eşlik etmede zorluk çekiyorsa; sevgi, ilgi ve samimiyet kaybı yaşanıyor demektir. Aşağı doğru düşüş var, irtifa kaybı başlamış demektir. Yapılması gereken şey, sebepsiz yere parlayan eşin üzerine gidip haddini bildirmek olmadığı gibi, agresif çocukları cezalandırmak da değildir.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
Aile - Evlilik