Işığın bittiği yere karanlık hakim olur. Bakımı yapılmayan tarla dikenler tarafından işgal edilir.
Böyle bir aile ortamı ise, kavganın, sürtüşmenin, tartışmanın kaçınılmaz olduğu bir zemin haline gelir, en sıradan sözler karşı tarafa diken olur batar.
Bu kavgaların asıl nedenlerine inmez, zemini ve ortamı iyileştirmek yerine kavgaların görünen nedenlerine odaklanır ve üzerine giderseniz, olay daha da büyür ve içinden çıkılmaz hale gelir. Zira bu kavgalar karanlık olan zemini daha da karartır, dikenleri daha da arttırır ve doğruyu bulmak, anlaşmak daha bir zorlaşır.
Dikenlerin tarlayı kaplaması için hiçbir emek ve gayrete gerek yoktur. Entropi Yasası gereğince kendi hâline bırakın, olduğu gibi kalsın, ekstra bir çaba göstermeyin yeterlidir. Aynen öyle de kendi hâline bırakılan, monotonlaşan, emek verilmeyen, katkı sağlanmayan aile ilişkileri, zamanla diken gibi sözlerin, bakışların ve insanın içini karartan fikirlerin, düşüncelerin ortama hâkim olmasını netice verir. Böyle bir aile ortamında yaşayan fertler huzursuz, mutsuz, gergin, tepkisel ve tahammülsüz olurlar.
Zira o evde ilişkileri yukarı çıkaracak ve geliştirecek enerji kalmamıştır. Sevginin, ilginin, duyarlılığın, samimiyet ve cıvıldaşmanın olmadığı ortamlarda, saygı ve güven zamanla azalır, gerilim ve çatışma ortamı oluşur.
Eşiniz sebepsiz yere parlıyorsa, çocuklar agresif ise, baba eve gelirken ayakları ona eşlik etmede zorluk çekiyorsa; sevgi, ilgi ve samimiyet kaybı yaşanıyor demektir. Aşağı doğru düşüş var, irtifa kaybı başlamış demektir.
Yapılması gereken şey, sebepsiz yere parlayan eşin üzerine gidip haddini bildirmek olmadığı gibi, agresif çocukları cezalandırmak da değildir.