Her arının aynı çiçekten polen toplamasıyla bal üretilemeyeciği gibi her yazarın da kendinden önceki yazarları aynı şekilde takip ederek özgün bir eser oluşturması da beklenemez. Etkilenmek ise yazarın elinde olmadan gerçekleşen bir durumdur. Türk edebiyatından örnek vermek gerekirse Oğuz Atay'ın, James Joyce'dan ve Oblomov kitabından etkilendiği aşikardır lakin Oğuz Atay kendi sesine ve düşüncelerine sahiptir. Pavol Rankov'un kitabını okuduğunuzda ise onun Franz Kafka'nın ve Gabriel García Márquez'in kötü bir çakması olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz. Bazı kişiler bunun Kafkaesk bir akım olduğunu iddia ediyorlar. Ben Kafkaesk diye bir akım olduğunu kabul etmiyorum. Her akımın yazılı veya yazısız bir manifestosu vardır ve kişiler üzerinden bir akım oluşturulamaz. Akımlar 2 ana konu üzerinde budaklanır. Toplum için sanat ve sanat için sanat. Kafka ise kendi sanatını sadece kendisi için icra etmiştir. Eğer bütün büyük yazarların isimlerinin sonuna ek getirip bir akım yapabilseydik de yarattığımız akımların bir amacı olmazdı. Sonuç olarak Pavol Rankov kendi sesini bulamamış ve başka yazarların seslerini ödünç almış bir yazardır. Kitabında değindiği konuların -daha önce bir çok iyi yazar tarafından çok özgün bir şekilde bahsedilmesinden dolayı - altında ezilmiştir. Umarım yazı hayatında köklü değişiklikler yapıp biz okurları şaşırtabilir.
KlinikPavol Rankov · Dedalus Kitap · 2026638 okunma
Özlem, somut bir anıyı gerektirirdi. Atlar hatırlayabilir miydi ki? Çayır görmemiş bu hayvanlar, yalnızca tarif edemedikleri bir huzursuzluk duyuyordu belki, kapalı kaldıkları için neyi arzuladıklarını bilmeden.