Her insanın içinde bir elit vardır ve insan içindeki elite seslenen şeylerle birlikte ve elit tarafıyla gelişir. "Başkaları" diye bir endişeniz olduğu zaman, o "başkası"nın ya da genel olarak "başkaları"nın seviyesinin, bütün gün dükkanın önündeki iskemlede oturup gelip geçeni seyreden bakkal Hasan Efendi ya da dedikodudan başka pek bir işi olmayan Ayşe Teyze olduğunu hatırlayın. Zira, kim ne derse desin bu insanların öyle bilge bir tarafları falan yoktur; eğer olsaydı, zaten "Başkaları ne der?" diye sorarken kendisinden endişe ettiğimiz "başkası" olmazlardı. Onlardan bir şey öğrenebileceğiniz türde insanlar "Başkaları ne der?" deki "başkaları"na dahil olmazlar. "Başkaları ne der?"e göre iş yaptığınız zaman, bakkal Hasan Efendi ve Ayşe Teyze'ye göre iş yapmış, hayatınızı onlara göre düzenlemiş olursunuz. Bu, kendinizin ve çocuğunuzun da kapasitesine aşağıya çekmektir, olabileceğiniz daha iyi insana sırtınızı dönmektir. Ayşe Teyze ve Hasan Efendi kendi içlerindeki elite dönebilmiş insanlar olsalardı, sizden çok daha başka dertleri olurdu. Burada anlatmaya çalıştığım seviye, onların sınıfında daha sık rastlansa da Ayşe teyze ve Hasan Efendi'nin sosyo-ekonomik seviyesinden tamamen bağımsız bir seviye; bu Ayşe Teyzeler ve Hasan Efendiler karşınızda çok kez, para, mevki, şöhret sahibi insanlar olarak da çıkarlar.
Ülkemizde çok yaygın olan bu bakış, tabii ki, aslında kadına cinselliğin nesnesi olarak görmekten, cinselliğin kadın için aşağılayıcı, onur kırıcı olduğunu düşünmekten kaynaklanıyor.
Kızlarının düğünsüz evlenmesine razı olmayacağını söyleyen ailenin aslında razı olamadığı şey, aile bunun farkında olmasa da kızın bedenini karşılığında bir bedel ödenmeksizin teslim etmektir. Düğün için ne kadar masraf edilirse, çaba harcanırsa gelinin sözde o kadar onurlandırıldığının düşünülmesi aslında gelinin onurlandırılmasıyla değil, beden karşılığında verilen tazminatın yüksek olduğunun hissedilmesiyle, ailenin, kızlarının bedeninin artık bir başka ailenin malı olması kadar acı bir durumu kabullenebilmesi için verilen tesellinin yüksek tutulması ile ilgilidir.
Damadın giydirildiği kıyafetlerse, "normal" günlerde giydiği takdirde bile kimsenin dikkatini çekmeyecek, yadırganmayacak, sırf bu törenin niteliğine mahsus olduğu gelinlik gibi açıkça belli olmayan kıyafetlerdir. Kadın beyaz gelinlik içinde, bir insandan, bireyden ziyade sunakta ailesi tarafından bir erkeğe ve onun vasıtasıyla Ataerkil Toplum Tanrısı'na kurban edilen, bunun için yetiştirilmiş bir adağı andırmaktadır.