Nurşen

Bana bilgiçlik taslayan adamlar, bir tür döllenme metaforuyla anlatmak gerekirse, beni kendi bilgi ve erdemleriyle dolduracakları boş bir kap gibi görüyorlardı sanki.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendinden kuşku çok artarsa insan hareket edemez hale geliyor, yüzde yüz özgüven ise insanı küstah bir budala yapıyor..Bu iki kutup arasında, toplumsal cinsiyetlerin itilmesi gereken mutlu bir aralık var, uzlaşmanın sağlandığı bu ılık ekvator kuşağında buluşmalıyız hepimiz.
Sayfa 19·Kitabı okudu

Nurşen

, bir kitap okudu
8/10
·256 syf.·
37 günde okudu
·
2020 12. kitabı
Keller Easterling
7.2/10 · 9 okunma
1970’lerde Japonya, üretim tekniklerini iyileştirip Amerika’ya meydan okuyor ve ciddi bir rekabet piyasası oluşuyor. Dönemin Japon yönetim gurusunun Amerika’ya yazısı zamanı aşmış bir eleştiri niteliğinde: “Biz kazanacağız, siz kaybedeceksiniz. Başarısızlığınız bir iç hastalık olduğundan hiçbir şey yapamazsınız...Güvenli yönetimin bir tarafta yöneticiler bir tarafta işçiler olduğuna iyice inanmışsınız, bir tarafta düşünenler öteki tarafta sadece çalışanlar.”
10/10
·384 syf.··
2020 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2020 19:36
Kadınların ve erkeklerin asla adil olmayan, hak ve özgürlük denen şeyin olmadığı bir düzenin ilk kahramanları olarak hayatlarının değiştiği bir distopya. Tek görevleri doğum yapmak. İki bacaklı rahimden ibaret olduklarını biliyorlar. Kadınlar işlevlerine göre kıyafetler giyiyorlar. Damızlık kızların kimliği bile yok, kendisine sahip olan adamın ismiyle “Fred’inki” şeklinde anılıyor. Kimliksiz olmaları düzenin devamı için ön koşul belki de. Psikolojide Milgram, Stanford vs pek çok deney var bu konuda. Karşımızdakine isim yerine numara vermemiz bile ona karşı duyarsızlaşmamıza sebep oluyor, kişiyi nesneleştiriyor. Özne değil nesne olmaksa zulmü beraberinde getiriyor. Damızlık kızlara sahip olan komutanların eşleri de var. Durumdan rahatsız, ama mecbur eşler kızlarla konuşmuyor. Kendi eksikliklerini kızlardan çıkarmak istedikleri gerçek. Ancak onlara da mecburlar. Kızlar hem bir utanç hem de gereksinim. Kızlara, eşlerin yaşadıklarının zor olduğu ve anlayışla karşılamaları gerektiği söyleniyor. Kızlar eşleri kıskanıyorlar kimi zaman. Onların da kendilerinde neyi kıskandıkları merak ediyorlar. Kısacası doğurganlıkları öyle kutsal ama sahip olduklarının da öyle farkında değillerdir ki. Kızlar kendilerine ulaşamayacak erkeklere yakın davrandıklarında bir güç hissediyorlar. Belki de intikam. Ancak dişiliklerinin sömürüldüğü düzende intikamları da dişilikleri aracılığıyla. Zaten başka neye sahipler ki? Yılda birkaç kez törenlerde, hükümetin suçlu olarak karşılarına çıkardığı erkekleri toplu olarak linç ediyorlar. Muhtemelen öfkeyi yansıtabildikleri tek yer burası. Ve bazıları farkında ki vurdukları adam suçlu bile değil. Kızlara Gilead Cumhuriyeti içinizdedir öğütü veriliyor Kullandığı odaya benim diyemeyen kızların ülkelerine benim demeleri bekleniyor aslında. Aidiyet ve
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma