Tam’ı öyle çileden çıkarmışsın ki yana yakıla beni arayıp buldu ve kafamı ütüledi. Yani huzur içinde yapmayı düşündüğüm kahvaltımı mahvettiğin için sanırım sana teşekkür etmeliyim.
İlk olarak biraz konudan bahsetmek istiyorum;
Grace Harris 15 yıllık evliliğininin bir anda bitmesi ve 7 tane düşüğünün bıraktığı yıkımla memleketi olan Chester’e döner ve orada aptal kasabalılar ve bir o kadar da korkunç olan annesi ile mücadele ederken bir yandan da kasabanın yüz karası olan Jackson Emery ile yakınlaşır.
Konu temel olarak bunu anlatıyor ama karakterleri öyle iyi işlemiş ki…
Başlarda bütün nefretimin odağı olduğun için üzgünüm Loretta ama tam dayaklıktın özellikle de Finn gibi bir insanı savunurken, Grace kızım bütün kararlarını tebrik ettiğim tek ana karaktersin aferin sana, Judy başkan senin üstüne tanımam yerim seni ama Samuel; adam sandık fos çıktın.
Bu kitapta en çok üzüldüğüm karakter su götürmez bir gerçek ki Mike oldu; karısının onu terk ettiği gün ölmesi gerçekten adamı daha da beter etti.
Ve Hannah ne kadar Jackson falan seni sevse de benim gözümde Samuelden bir farkın yok ve ikinizin benim gözümde Finnden bir farkınız yok.. (evet biraz samuel i hala seviyorum ama yakında nefretime döner herhalde)
Kitabın sonları biraz aceleye gelmişti ama yine de okumak keyifliydi.