Mûsâ yenilip yanılıp bir hata işlemiş, bir tokatla bir adamı öldürmüş, katil olup elini kirletmişti. Eli kirlenen Mûsâ artık elim işe yaramaz karamsarlığına düşmedi. Eğer düşseydi elini kaldırıp atması gerekirdi. Oysa Mûsâ elini temizlemenin çarelerini aradı. Tövbeye yöneldi, ettiği zulmü Allah'a arz etti, af diledi. Allah'ta onun kirlenen elini rahmetiyle Yed-i Beyza'ya dönüştürüp pırıl pırıl bir el yaptı. İmdi insana düşen, kirleneni atmak değildir, kiri atmaktır! Kirleneni dışlamak değildir, kiri dışlamaktır. Herkes kirlenebilir ama temizlenme imkânı daima vardır. İnsandır, nefis sahibidir, günaha girebilir, küfre sapabilir, çamura düşebilir. Peki ama çamura düştü diye onu feda etme hakkımız var mıdır? Allah yaratmıştır madem, öylece bırakamayız, onu alıp yıkamak, Mûsa'nın eli gibi pırıl pırıl etmek gerekir.