Ne menzili vardı artık ne maksudu. geçmişi de yoktu geleceği de. şimdi şu uçurumun kenarında dursa, arkasında bıraktığı cennete de önünde uzanan cehenneme baktığı kadar uzun uzun baksa, yumruğunu göklere doğru sıksa, içindeki nefesi ciğerlerini patlatarak boşaltsa, haykırsa; kabil olacaktı o zaman ama onun bir kaç saattir yazgısı bile yoktu. bedeninden çıkmış bu ruha birisi dokunsun da yeniden kaderine dönsün istedi.
aklını ikna ederken kalbinde kavrulmasaydı, kalbini ikna ederken aklından yakalanmasaydı. ama her biri diğerine diş geçiren iki büyük heyulâ arasında paramparçaydı sadece.
“bazen en büyük hakikatlerin bilgisinin en büyük günahlarla yan yana durduğunu unutma Settarhan. aşkın nizamı parçalanınca her şey göze abes görünmeye başlar. insan içinden yenilenmeyince dışından eskir..”