Senanur Tuğrul

Senanur Tuğrul
@Senafilms
Ayaklarımın altında, bildiğim o yabancı boşluk, Kendime kurduğum, kendimden sakındığım o yer. Rüzgar, ismimi fısıldar gibi geçiyor üstümden, İçimdeki karanlık, dışımdaki gökyüzüne benzer.
2 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Mülteci Sevgi
Bana sevmeyi ve sevilmeyi nasip eylemedin Rabbim. Oysa ne çok isterdim, ne çok imrenirdim. Başkalarının geniş, konforlu bahçelerinde açan o hafifliğe. Bense hep bir eşikte bekledim, Kendi tenimin dar odalarında, lehim yerleri kopuk bir gövdeyle. Sen beni hep eşiklerde beklettin Rabbim. Bir başkasının gölgesine sığınmayı, Bir insanı bir ev bellemeyi ne çok isterdim... Oysa bana düşen; Duvarların soğuk oyuklarında, Kendi kalbimin uğultusunu kutsal bir metin gibi ezberlemek oldu. Yaralarımı saracak o yumuşak elleri esirgedin benden Rabbim, Beni bu katı, bu sevgisiz provanın ortasında çıplak bıraktın. Şimdi ne zaman bir aşka rastlasam sokaklarda, Gözlerimi kaçırıyorum; Dünyaya geç kalmış bir mültecinin o ağır utancıyla. Söyle Rabbim, beni hangi kusurlu kumaştan biçtin? Bir türlü yakıştıramadın sevgiyi üzerime…
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
ben bu dünyaya biraz sitem etmeye gelmişim. sanırım bütün vazifem bu dikey kopuş. ceketimin düğmelerini yanlış iliklediğimi haykırıyorlar, o muntazam ve düz ayak kalabalıklar! oysa ben, göğsümdeki o dehlizi, o iflah olmaz boşluğu kendi etimle yamamaya çalışıyordum, bilmiyorlar. eğer bu göğüs kafesimde bir sarkaç gibi sallanmasaydı kalbim, inan taşıyamazdım sevgilim bu kemikli, bu ağır kederi. yine de her şeye rağmen sırf senin yüzündeki o küçük, o mülteci adalet hatırına katlanıyorum bu kentin açık hava tımarhanesine. yoksa bu yeryüzü, inan bana sevgilim, tek bir saniyeyi bile hak etmiyor. caddelere bakıyorum ağzına kadar dolu ve çiğ bir gürültüden ibaret. herkes ne kadar da dehşetle haklı ve organize! herkesin cebinde pimi çekilmiş birer mazeret bombası, herkesin dilinde o bayat, o mekanik dünya telaşı... böyle bir hengâmede neresinden tutsam bu hayatın, elimde kalıyor bir intihar süsü gibi. sen de biliyorsun. ben de oturup seninle; o hiç kurulamayan ütopyaların, o sınır boylarındaki uzak ihtimallerin olasılıklarını hesaplıyorum. ve günde beş vakit, bu öksüz, bu yersiz yurtsuz çehremi sana dönüp yeniden düşüyorum o dipsiz kuyuna insanın bu çamurda aşık olası bile gelmiyor ama ben her defasında o katran karası gözlerinin kuytusunda sana yine yeniden aşık olmayı seçiyorum.
Ah Selma, taşın da bir hafızası var, suyun da, benimse şu göğsümün solunda unuttuğum bir kış var.
“Her şeyin nedenini bilemem. Her şeyin neden olup bittiğini bilmeme imkân var mı? Her şeyin bir nedeni yoktur zaten, olmak zorunda değildir.”
Sayfa 77
“Hayatının kısalığı karşısında umutsuzluğa kapıldığında, hiç değilse bunu düşünerek avunuyordu, hiç değilse o kapıdan geçmişti, onu sevmişti."
Sayfa 69