Bu yazarı herkes gibi ben de Hizmetçi serisiyle tanıdım. Seriye bayılmasam da bir şekilde kendini okutturuyor. Bu kitabı ise konusu itibarıyla ayrı bir ilgimi çekti ve hemen aldım. Açıkçası diğer serisine nazaran biraz daha merakla ve çok az da olsa gerilim hissiyle ilerledi. Bu yazarın kitabı sonuna kadar güzel götürmesi ama en sonunda bazı şeyleri oldu bittiye getirerek basite indirgemesi beni rahatsız ediyor. Garip bir tekniği var. Ama bunlara rağmen beğendim. Nasıl oluyorsa.
Tricia ve Ethan, altı aylık evliliklerinin cicim aylarındalar. Satın alabilecekleri bir ev ararken, ücra bir yerde, dört yıl önce ortadan kaybolan ünlü psikiyatrist ve aynı zamanda yazar olan Dr. Adrienne Hale'in evine denk gelirler. Kar fırtınasının yaşandığı bir güne denk gelmeleriyle evde mahsur kalırlar ve sonrasında garip olaylara şahit olurlar. Dr. Tricia, Adrienne'in hastalarını kaydettiği kasetlere denk gelerek sırların kapısını aralar ve ürpertici gerçeklere davetiye çıkarır. Geçmiş, bugünün sanrılarına karışır.
Bu tarz kitaplar okuduğumda ne beklediğimi az çok bilirim. Tahminlerimde de pek yanılmam. Bunda da yanılmadım. Bu yazarın ters köşeleri beni şaşırtmıyor. Öncelikle Adrienne karakterinin de bir psikiyatriste görünmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir anda bu kadar uç planlar yapamazsın. Tricia ise tamamen ayrı bir olay, yani bu kadar iyi olamazsın... -ironi-
Bazı şeyler üstünkörü bırakılmıştı, belli bir mantığa oturtulması amaçlanmışken bir şekilde oraya ilerlenememiş gibiydi. Yani sonunda açıklanan şeyler, kitabın diğer tüm sayfalarını bozdu gibi hissediyorum. Ama yine de kitabı bir şekilde beğendim gibi. Okuyup okumamak size kalmış, benden bu kadar.