Bu seriyi seviyorum ve bu kitabı da beğendim. Aslında serinin en son beşinci kitabını okumuştum ama fark etmeden bu kitaba başlamışım ve bunu, kitabı bitirdikten sonra fark ettim. Ve fark ettiğim bir diğer önemli şey ise okumadığım altıncı kitabı okuduğum kitaplar arasına koymuşum. Resmen fark etmeyebilirdim.
Bu serinin kitaplarını ara ara okumayı çok seviyorum. Bir şeyin iyi olduğunu bilerek güvenli bir sığınak misali istediğiniz zaman ona gitmek gibi, asla yanıltmaz, öyle bir his. Her zaman beğeneceğimi biliyorum. Kitap, arkadaşlık, aşk ve bunlar arasında süregelen; tatlı, duygulu ve gerçekçi güzel bir keyif sunuyor.
Caleb ve Sadie, birbirleri arasındaki çekimin farkındalar ama buna kapılma konusunda istekli olmak yerine, kavga ederek bunu geçiştirmeye çalışıyorlar. Bir akşam ortaya çıkan terk edilmiş köpek, ikisinin de onu sahiplenmesiyle artık bazı şeyleri görmezden gelemeyecek hâle geliyor. İkisi de zorlayıcı bir geçmişe sahipken bugün, birbirlerinin yaralarını sarmaları gerekiyor.
Caleb, tam bir beyefendiydi. Düşünceli, hayırlı evlat, çekici ve komik. Resmen tam bir kombo. Sadie ise kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, güzel, akıllı ve Caleb'in hakkından gelen harika bir kadın. Ama ne yazık ki ailesinin kabul görmediği karakteri sebebiyle travma yaşamak zorunda kalmış biridir Bazen kabul ettiği şeyler sebebiyle kendisine kızmadım desem yalan olur ama bazı şeyler kolay atlatılamıyor. Caleb'in ona karşı tavırları o anları telore edilebilir kılıyor; onun içinde bizim içinde. Arkadaşlar ilişkilerini bu kitapta biraz sönük kalmış bunun dışında gayet güzeldi. Tavsiye ederim.