Hayâlperest olmayın. Hep sükut-ı hayâle uğrarsınız. Ayağınız yer tutmaz. Gerçeklerden kaçar kaçar hayâllerinize sığınır,
hayâl kurduğunuz sürece de doyar, tatmin olur, ama başarmanız gereken küçücük işleri bile altedemezsiniz.
Bakıyoruz da gönlümüze, kırık.
Sevgimiz kime neye belli değil, bölük pörçük.
Yazdığımız aşk mektupları sefil. Arzuhalcilerin kapısında bekleşir gibi, şöhrete, servete, güvenceye, eşyaya, dünyaya
götürecek vasıtaların şefaati için bekleşip durmaktayız.
Ulvi ve süfli âlemdeki her şeyden var içimizde.
Fakat akıl arınıyor. Onunla, hayır ve şerri birbirinden ayırmak üzere mükellef kılındık. Ve kalp marifet ve hakikatin aynası
olmak yolunda. Vesvese veren şeytan rezil, kaçıyor. Sırtlan gibi tebelleş olan nefis yorulup bîtâb düşüyor.
Üzerine vazife olmayan İslâmî konularda cahilane tartışmalara
girebiliyor musun? Dünyanın dört bir tarafında din kardeşlerin şehid olurken, sen tıka basa yemek yeyip, lanetli televizyonun
karşısına kurulup geğirebiliyor musun?