Nuri Pakdil Edebiyat Dergisi’nin Ekim 1979 sayısında: “Daha da vahimi, insanlarda gittikçe daha da belirginleşen
kişiliksizlik. Sürüleşmek.” diyor ve ilave ediyor: “Kişiliksizliği yaygınlaştırmak gibi bir işlevi de oldu yirminci yüzyılın.
Çünkü insanoğlu en çok bu yüzyılda aşağılandı, savunmasız bırakıldı”.
Televizyon bir şamardır. Hem de kendi hanemizde kendi elimizle suratımıza inen büyük bir şamar. Bize neler yasak, şunlar
bunlar. İşte bu yasakları, bu haramları televizyonun bizim hanemizin içine kadar getirir her çeşidini, barını, umumhanesini,
meyhanesini ve biz oturur Müslümanlığımızla, karımız kızımızla onu seyrederiz. Ve sonra deriz ki, nasıl oluyor da
mukaddesâtımız elden giderken, bize vururlarken ses etmez, vurana vurmayız
Sanki sarılacağımız hiçbir ip kalmamış. Sanki boyanacağımız hiçbir boya yok. Sanki daha yakın, en yakın olabilme imkânı
için vücudumuzun alacağı hiçbir şekil, sanki alnımızı koyacağımız bir alınlık temiz bir yeryüzü kalmamış.