“Elalem ne der?” kaygısı tüm hayatlarına yön verir ve artık kendileri için ve kendi aldıkları kararlar yaşayan birer insan değillerdir. İpleri diğer insanların elinde bulunan birer kuklaya dönüşmüşlerdir. Hayattaki en derin deneyimlerinde bile ancak sıradan duygular yaşayabilirler.
Zevkleri ve yetersizlikleri sebebiyle yüzeysel yaşayan, aynı zamanda da gerçek duygularını keşfetmek için hiçbir zaman kendi kalplerinin derinine inmeyen, dünya zevklerine düşkün insanlar her ne kadar bir sürü şeyle meşgul gibi gözükseler de hayatlarının ortasında ne kadar boş ve ahmak olduklarını belli ederler.
Ancak hayatın kısalığını idrak ettiğimiz takdirde,” farkına varmaksızın avcumuzdan akıp giden kumlar gibi geçip giden zaman ve insanın vücudu ile ömrünü tüketen sonsuz saniyelerden oluşan birliklerin bitmek bilmeyen yürüyüşü…”
Senin anlamanı en çok istediğim şey bu işte, başka bit gezegende yaşamanın o kadar da kötü bir şey olmayabileceğini, hatta eğer yanında bunları paylaşabileceğin tek bir insan barda varsa hayal edilebilecek en ilginç şey olabileceğini anlıyor musun? Bütün bunları senim gözlerinle görebilen bir insan.
Fikirlerin, ancak duygusal durum olarak adlandırdığımız hakiki güç kaynaklarıyla birleştirdikleri takdirde bir icra kuvvetine sahip olabileceğini fark edememişti.