"Dünya, hassas kalpler için cehennemdir."
"İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz."
- Ankara
Avrupa'nın karanlık yüzünü gösteren bir kitap. Sömürü düzeni ve bu düzenden de ancak bağımsızlık mücadelesiyle yani daha açık bir ifadeyle, şiddetle kurtulabilirsiniz diyor yazar. Çünkü şiddet ancak daha güçlü bir şiddetle bastırılır diye belirtiyor. Sömürgecilik hakkında dedikleri doğru ancak bu ve buna benzer savları daha öncekiler ya da daha sonrakiler de söylemiştir. Bana göre bu kitabı diğerlerinden ayıran iki nokta var: Bugünkü modern siyasi düzeni
de tanımlayabilmesi ve savaş psikolojisini somut örneklerle işlemesi.
İktidar ve muhalefete yönelik belirttiği tezler bugün de geçerliliğini koruyor.
Kitaptan çok etkilendim. Çünkü hem Cezayir mücadelecilerinin hem de Fransız askerlerinin yaşadıklarını psikolojik vakalar olarak önümüze seriyor. Savaşın şiddeti ve bıraktığı yaraları böylece daha derinden hissettiriyor.
Vakaları okurken gözlerim doldu.
Pervane, sabaha dek alevin çevresinde döner; arkadaşlarının yanına gelir ve onlara, görkemli bir anlatımla, bu tanrısal ilişkisinden söz eder. Sonra tam bir birleşmeyi özleyerek kendini alevin cilvelerine kaptırır.Alevin ışığı, gerçekliğin bilgisidir; sıcaklığı, gerçekliğin gerçekliğidir; onunla birleşme (tek oluş) ise, gerçekliğin Doğru'sudur.